İyice dinlenemediğimiz bir sabaha ekip liderinin anonsu ile gözlerimizi açıyoruz. Kahvaltıya daha 30 dk. var. Gemi sallanmaya devam ediyor ve odada ayakta durulacak gibi değil. O yüzden yataktan hemen kalkmıyoruz. Yemek salonuna gittiğimizde neredeyse yarısının boş olduğunu görüyoruz. Deniz tutmasına karşı ne kadar önlem alınsa da etkileniliyor.
Antarktika’da geçireceğimiz son günümüze ekip liderinin sabah 6.30 olduğunu bildiren anonsu ile başlıyoruz. Bugün erken saatte bot gezisi yapılacağından kahvaltı saati öne çekildi. Zodiac sayısı 6 tane olduğundan iki gruba ayrıldık ve biz ikinci gruptayız. Sabahın soğuğunda çıkmayacağız için şanslıyız, belki 9.45’e kadar hava biraz daha ısınır diye umut ediyoruz.
Sabah kaptanımızın anonsu ile uyanıyoruz. Hava hafif sisli olsa da Lemaire Kanalına geldiğimizde daha iyi olacağını tahmin ediyor. Gelirken göremediğimiz sadece ihtişamını hissettiğimiz muhteşem manzaraları bu sefer izleyerek kanalı geçmeyi umut ediyoruz.
Kahvaltı sonrası dondurucu soğuya rağmen hepimiz güvertedeyiz. Antarktika’nın en güzel bölgesi diye geçen bu bölgeyi kimse kaçırmak istemiyor, her anını yaşamak istiyoruz.
Bugün sabah Ayfer de kendini daha iyi hissederek gözlerini açıyor. Kaptanımız “buzdağlarının ve yüzen buz parçacıkların arasından geçtiğimizi, manzaranın yine muhteşem olduğunu kaçırmamımızı” anons ediyor. Kahvaltı sonrası biz de soluğu güvertede alıyoruz. Sanki rüzgar da azalmış ve daha az sallanıyoruz.
Sabah 7.00’de kaptanımızın; “birazdan en önemli kanallardan biri olan Lemaire Kanalını geçeceğiz” anonsu ile uyanıyoruz,. Manzaranın paha biçilmez olduğunu ama bu sabah havanın bizden yana olmadığını ve sisten pek görülmediğini söylüyor. Yine de güverteden izlemeye değer diye düşünüyoruz. Güverte buzlanmış, hava buz gibi keskin soğuk.
Antartika turumuzun 5. sabahına 6.30’da kaptanımızın; geminin etrafında humpback‘lerin olduğu anonsu ile uyanıyoruz. Ayrıca Errera Kanalı’nın ihtişamlı manzarası eşliğinde en kuzeyindeki Cuverville Adası’na da birazdan yaklaşacağımızı söylüyor. Hava hafif serin olsa da balinaları görme heyecanı ile birçoğumuz güvertede yerimizi alıyoruz.
Sabah 6.30’da ekip liderinin anonsu ile uyanıyoruz. Bugün karaya çıkış yapacağımızdan erkenciyiz. 7.00’de kahvaltı ve 8.15’de ilk karaya çıkış için güvertede toplanılacak. Hepimiz inanılmaz heyecanlıyız. Birkaç kişi dalacak, bir kısmımız kano yapacak büyük kısmımız ise Half Moon Adasında yürüyüş yapıp büyük olasılıkla ilk defa doğal ortamlarında bu kadar yakından penguenlerle tanışacak. Bu adada ağırlıklı olarak penguenlerin en küçük cinslerinden biri olan Chinstrap cinsi yaşıyormuş.
Dün gece bir önceki geceye göre biraz daha sallantılı geçti. Özellikle ilk saatler uyumak pek mümkün olmadı. Sabaha karşı uykuya tam daldığımız sırada ekip liderinin günaydın saat 7.30 anonsu ile uyanıyoruz. Günün genel bilgilerini dinledikten sonra saat 8.00’de kahvaltı başlayacağından tekrar uyumayı denemiyoruz. Hava durgun ama sisliymiş, güverteden baktığımızda da sadece sis bulutu görülüyor. Kahvaltıda James’e denk geliyoruz, bugün daha iyiymiş.
Antarktika turunun 2.gününe sakin başlasak da gece 10.00 gibi Drake Boğazı’nı geçmeye başlamamız ile hafiften sallanmaya başlıyoruz. Ama çok da kötü değil. Sakin sayılabilecek bir gününde geçmeye başladığımız için şanslıyız. Kaptan 48 saat süreceğini ve havanın sürekli değişkenlik gösterdiğini söyleyince ister istemez biraz çekiniliyor. Bu da maceranın bir parçası diyoruz 🙂
17 Mart 2017 sabahı büyük heyecan ile gözlerimizi açtık. “Kutuplara Yolculuk” gezimize çıkarken Antarktika‘ya gitmek çok istesek de gerçekleştirebileceğimizden emin değildik. Turların çok pahalı olduğunu biliyorduk ve son dakika indirimlerinden birini yakalayabilirsek büyük şanstı. Ushuaia’ya vardığımızda buraya kadar gelmişken; beyaz kıtayı görmeden dönülmez diye düşündük. Kafamızdaki rakamdan yüksek olsa da bu tura bir iki gün kala yerimizi ayırttık. Ve müthiş güne sıra gelmişti.
Motosikletle yaptığımız “Kutuplara Yolculuk” maceramız Meksika’dan Belize’ye geçerek Orta Amerika’dan bütün hızı ile devam etti. Belize’ye Chetumal‘dan giriş yapıp Orange Walk sonra da San Ignacio’ya devam ederek Guetamala’ya geçtik. 2 gece Orange Walk ve 1 gece San Ignacio’da kalarak 3 gece ve 4 gün geçirdiğimiz Belize hem pahalı olması hem de kaldığımız yerlerin tahminimizden daha kötü olması dolayısıyla bizi Meksika gibi çok etkilemedi. Lokaller ile konuştuğumuzda herkesin önerisi deniz kıyısı ve adalarının iyi olduğu yönündeydi.
“Kutuplara Yolculuk” gezimize çıkmaya karar verdiğimizde en çok yöneltilen sorulardan biri: uzun süreli bir gezi için bütçeyi nasıl ayarladığımız ve nasıl tasarruf ettiğimizdi. Gezinin akışına bıraktığımız, ne kadar süreceğini bilmediğimiz bir geziye çıkıyorduk ve tabii ki maddi kısmı önemliydi. Evet, birçok gezgin gibi biz de gezi öncesi bütçe planlaması yapıp harcamalarımıza ekstra dikkat ederek bu gezi için bir birikim yaptık. Parasız maalesef gezmek istiyorum deyip yola çıkılmıyor. Hele ki yurtdışına yapılacak bir gezi için her şeyden önce pasaport, vize, araçla çıkmıyorsanız ilk alınacak uçak, otobüs veya tren bileti gibi sabit giderleriniz için nakite ihtiyacınız olacaktır. En azından sırf bu kalemler için bile bir gezi bütçesi yapmanız gerekecektir.
Motosikletle “Kutuplara Yolculuk” adını verdiğimiz gezimizin 6,5 haftasını Meksika’da geçirdik. Bu süre boyunca edindiğimiz izlenimlerimizin de Meksika’ya geleceklere faydalı olacağını düşünüyoruz. Tarihi, müzeleri, doğası, plajları, mutfağı, mimarisi, festivalleri ve sıcak insanları ile cezbeden Meksika belki de Amerika kıtasında görülecek ülkelerin başında geliyor.