• Şangay, Çin
  • Machu Picchu, Peru
  • Atlanta,Georgia, ABD
  • Toronto, Kanada
  • Arctic Circle, Alaska
  • Crater Lake, Oregon
  • CA-1 Highway

Antarktika Turu 8.gün

Paradise Adası – Antarktika

Antarktika Turu 8.gün

Sabah kaptanımızın anonsu ile uyanıyoruz. Hava hafif sisli olsa da Lemaire Kanalına geldiğimizde daha iyi olacağını tahmin ediyor. Gelirken göremediğimiz sadece ihtişamını hissettiğimiz muhteşem manzaraları bu sefer izleyerek kanalı geçmeyi umut ediyoruz.
Kahvaltı sonrası dondurucu soğuya rağmen hepimiz güvertedeyiz. Antarktika’nın en güzel bölgesi diye geçen bu bölgeyi kimse kaçırmak istemiyor, her anını yaşamak istiyoruz. Evet, bu sefer hava da bizimle anlaşmış vaziyette 🙂 Güneş bir taraftan ışıldıyor ve karlı dağların, buzulların suya yansımaları muhteşem. İzlemeye doyamıyoruz, hangi köşeden bakacağımıza şaşırıyoruz.

Yansımaların ihtişamı…

Gemi buzdağlarının arasında ağırdan ağırdan ilerliyor. Göç eden birkaç balina görüyoruz. Arkasından bir leopar deniz aslanını buzun üstünde dinlenirken yakılıyoruz. Fotoğraflar bu güzellikleri yansıtabilecek mi bilmiyoruz ama yaşadığımız anı unutamayacağız kesin.

Lameire Kanalını geçerken…

Donduğumuzu hissettiğimiz anlar içeriye geçip sıcak içecek eşliğinde manzarayı camdan izlemeyi tercih ediyoruz. Ama içeride uzun kalamıyoruz,  ileklerimize kadar işleyen soğuya rağmen dışarıdan izlemeyi tercih ediyoruz. Belki birkaç saat içinde bu güzelliklerden uzaklaşmış olacağız ve her anını beynimize işlemek istiyoruz. Anılarımızın arasında en değerli köşeyi alacağından eminiz.

Buzullar, buzdağları, yansımalar ve unutulmayacak anlar…

Öğle yemeği sonrasında bu gezinin son karaya çıkışı gerçekleşecek. İsteyen dondurucu Antarktika sularında yüzebilecekmiş. Açıkcası buna pek sıcak bakamıyoruz. Gezi boyunca yeterince üşüdük ve yolculuğumuz devam ediyor. Önümüzdeki günleri düşünerek tedbirli davranmayı tercih ediyoruz.

Seyretmeye doyamadığımız anlardan biri…

Evet, son karaya çıkışımız olacağı söylenen Paradise Limanına doğru botlarla hareket ediyoruz. Denize doğru sarkmış buzullar ile kaplı dağlarla çevrili koyun,  yarımadanın en güzel bölgelerinden biri olduğu söyleniyor. Koya vardığımız ilk andan itibaren bizi büyülüyor.

İsmi gibi cennetten bir köşe, Paradise Limanı…

Karada gentoo penguenler her zamanki gibi merakla ziyaretçilerini bekliyor.  Arjantin’in eski araştırma merkezi de (Almirenta Brown Station) buradaymış, boşalmış binalar yıkılmaya yüz tutmuş. O yüzden dikkatli olmamız konusunda uyarılıyoruz. Karaya çıkış yine 50 kişi ile sınırlı. Diğer grup önce bot turu yapıyor.

Almirenta Brown Station – Paradise Limanı

Karlarla kaplı tepenin üzerinden manzaranın daha güzel olduğunu söylüyorlar. 10-15 dakikalık tırmanışla tepeye varıyoruz. Cennetten bir köşeye varmış gibiyiz. Güneş yüzünü göstermiş, bize “Merhaba” diyor. Müthiş manzara ve dinginlik! Yarımadanın her bir köşesinde huzur var.

Ucunda muhteşem manzara var dendi çıkılmaz mı?

Kayalarda oturup sessizliğin içinde kayboluyoruz. Öyle bir huzurun içindeyiz ki kimse ses çıkarıp birbirini rahatsız etmek istemiyor.  Tek ses fotoğraf makinalarından gelen klik sesi ve anı ölümsüzleştirmek için sayısız fotoğraf çekiliyor. Tepeden kano yapan ve dalan arkadaşları da görüyoruz. Bugün hepimiz şanslıyız 🙂

Huzuru içimize çektiğimiz anlar, nefes kadar değerli…

Buradaki koydan isteyen sulara da atlayabilecek. Suyun ısısının 1-2 derece olduğunu ama hissedilenin -1 derece olacağını söylüyorlar. Suya girecek arkadaşlara bol şans dileyerek güne bot turu ile devam ediyoruz. Buzulların arasında süzülen bottan izlediğimiz manzara karşısında bir kez daha derin huzurun içinde kayboluyoruz.

Buzulların ihtişamı…

Dondurucu soğuk iyice kendini hissettirse de kimse şikayetçi değil. Burada geçirdiğimiz her saniye değerli. Her an ağız yapısı değişen buzulla kaplı Skontorp mağarasına doğru ilerliyoruz. Nasıl bir doğa harikasıdır! Maviliği gözümüzü alıyor.

Heykeltraşın elinden çıkmış gibi durmuyor mu?

Her bir buzul parçası sanki bir heykeltraş tarafından oyulmuş gibi. Hepsi birer sanat şaheseri. Farklı yapılardaki kayaları, buzulları, kayaların üzerindeki Antarktika sheathbill kuşlarını ve penguenleri izleyip bir taraftan da Dimitri’nin verdiği bilgileri hafızamıza yazmaya çalışıyoruz. Kayaların üzerinde bakır olduğunu söyleyince şaşırıyoruz…

Buzulu tamamlayan güzellik…

Her anının tadını çıkardığımız 1 saatlik bot turu bitiyor ve gemiye geri dönüyoruz. Dönüş dondurucu soğuk eşliğinde oluyor ama bugün en azından tipi şeklinde kar yağışı yok 😊 İfade edemeyeceğiz derin duygular içindeyiz. Öyle etkileyici ki soğuyu sevmeyen ve dayanamayan bize bile bu tur tekrar yapılır dedirttiriyor.

Gün batımı ile gemiye dönüyoruz…

Akşam yemeğinde yine özel organizasyon var. İki kişinin doğum gününü kutlayıp, canlı müzik ile geceyi renklendiriyorlar. Yemekte geminin doktoru ve kız arkadaşı  bize eşlik ediyor. Doktor çift uzmanlıklarını 1 yıl Afrika’da yapmışlar. Anılarını dinlemek çok keyifli, ayrıca Afrika hakkında da bilgi sahibi oluyoruz. Yemek sonrası keyifli sohbet barda diğer yolcular ile de devam ediyor. Gündüz dondurucu suya birkaç kişi girme cesareti göstermişti ve akşam hepsinin yüzleri gülüyor. Yüze bilmişler mi tabii ki Hayır 😊

Geceyi güvertede izlediğimiz milyon yıldızların parlaklığı altında bitiriyoruz…

Fotoğraf Japon arkadaşımız Henry tarafından çekilmiştir…

Lemaire fotoğraf albümümüz için linki tıklayınız… Lemaire Kanalı

9 Responses to Antarktika Turu 8.gün

  1. A. Feza Erden dedi ki:

    Okumaya doyamadım kalkıp gidesim geldi. Bu turu yapmak kararım hız kazanıyor.

  2. aydan çabukoğlu dedi ki:

    Bayıldım çok keyifliydi.

  3. Metin Ay dedi ki:

    Bırakın Türkiye’yi, Dünyada bile çok az kişinin yaşamış olduğu bir ayrıcalık ve çok farklı bir deneyim. Bu deneyimi paylaştığınız için ayrıca tekrar teşekkür ederim.

    • ayferonur dedi ki:

      Metin Bey Merhaba,

      Gerçekten unutulmayacak bir deneyim oldu. İnce yorumunuz için biz de çok teşekkür ederiz. Selamlar, sevgiler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir