110. Gün Kazakistan – Rusya Sınır Geçişi
Rusya gümrüğü 9 km kadar ileride, arada nehir var. Kazakistan’dan çıkarken son bir pasaport kontrolü yapılıyor. Hemen 1 km sonra Rusya tarafının külubesi var pasaportları kontrol edip doldurulacak formu ve kaç kişi araçta varsa yazılı olduğu gümrük kontrolü için küçük bir kâğıt veriliyor. Yolcu formu ise her yolcu için birer tane. Araç için Kazakistan girişinde doldurulan form saklanıyor.
Rusya 1 saat geri ve sınıra 13:30’da geldik. Tır kuyruğu çok, araç sırası da fena değil. Bariyerli bölüm öncesi başladık beklemeye. Bakalım girişimiz kaç saat sürecek. Tır ve araç kuyruğu ayrı ve dönüşümlü sıra ile alıyorlar. 14:30’da bariyerleri açıp içeriye aldılar. Bariyer öncesi asker önce Türkçe “Merhaba” dedi çok az biliyormuş sonra İngilizce devam etti. Nereden geliyoruz ne tarafa gidiyoruz vs. gibi bildik sorular sordu.
İşlemler şaşırtıcı derecede hızlı ve 30 dakikada hem arabanın kontrolü yapılmış hem de pasaportların damgaları vurulmuştu bile. Tam vardiya değişimlerine denk geldiğimiz için başta şansa bak desek de aslında şans bizden yanaydı. Yeni gelen erkek asker özellikle koltukların altındaki bölmelere baktı ve detaylı arama yapmadı, çadırı bile açtırmadı, önceki kadın asker ise; el çantası dahil her şeye bakıyordu. Görevli girişte verilen küçük kâğıda damga vurdu onu da çıkıştaki polis alıyor. Doldurduğumuz formda kaç gün kalacaksınız sorusuna sadece gün sayısı yazmıştık meğerse tarih yazılmalıymış sağ olsun görevli polis eksikleri doldurdu.
Çıkar çıkmaz sağda sigortacılar var ilk baştakine yaptırdık. 15 günlük tek şöförlü sigorta 2.800 Ruble. Hemen arkasında otopark var, aracı oraya bıraktık, ücreti 100 Ruble. Sigortacı kadın Türkçe konuşuyor. Telefon numarasını verdi, önden aranılırsa sigortayı yapabiliyor.
İlk Rusya’ya girişimizde E-Sim ile karartma yapılmayan bölgelerde internet sorununu çözmüştük. Ama yeni uygulama gelmiş ve ülke dışındaki hatlar, telefonlar, E-Sim çalışmıyor. Hatta wi-fi dan bile girilemiyor. Wi-fi’larda Redshield VPN’in çalıştığı bilgisini aldık ama şimdilik. Günü gününe değişebiliyor.
Yolculuğumuzun başında da bazı bölgelerdeki GPS karartmalarından dolayı ara ara sıkıntı yaşamıştık o yüzden ülkeye girmeden önce dönüş rotamızı da çizmiştik. Ama bu kadar katı kısıtlama olacağını tahmin etmemiştik. Fazla oyalanmadan Gürcistan’a geçmek en iyisi olacak.
Yol üzerinde Buzan Nehri üzerinde neredeyse nehir ile bir olan eski Pontonnyy Most köprüsünden 210 Ruble karşılığında geçtik.
Bugün kaybolmadan Volga Nehri’nin Hazar Denizi’ne döküldüğü yerde adacıklar üzerine kurulmuş olan Astrahan şehrine kadar gelebildik. Rusya’nın nehir kıyısına kurulmuş şehirlerini özlemişiz. Kış öncesi güzel havayı kaçırmak istemeyen lokaller ile ortalık cıvıl cıvıl, üniversite şehri olunca genç nüfus ağırlıklı. Nehir boyunca uzanan yürüyüş yolu gün batımını izlemek için ideal. 1500’lerde inşa edilmiş geniş bir kale olan Astrahan Kremlin‘i şehrin simgelerinden olup uzaktan bile etkileyici duruyor. Beş kubbeli Varsayım Katedrali de dahil olmak üzere, Rus Ortodoks kiliselerinin birçoğu burada yer alır.
Nehir kıyısında yürüyüş yapıp gün batımını izledik. Arada geçen sonuna kadar açılmış müzikli araçlara ve kalabalığa rağmen ortamda bir sakinlik, huzur var. Yeşilliği, eski Rus mimarisi, şık kafe ve restoranları ile hoş bir şehir.
Klasik Rus şehirlerinde olmazsa olmazlardan tiyatrosu “Astrahan Dram Tiyatrosu” 1880’lerin gösterişli salonlarından birine sahiptir. Rus ve yabancı klasiklerin yanı sıra, modern oyunlar da sahnelenmektedir. Gürcistan sınırına kadar bulmaca gibi bir yol bizi beklediğinden bu güzel şehirde fazla oyalanmadan yarın erkenden yola devam edeceğiz…
111. Gün Astrahan – Vladikavkaz Arası, Rusya
Sabah kalkar kalkmaz düştük yola. Bugün zor bir bulmaca gibi çözülmeyi bekleyen önümüzdeki 670 km’lik yol bakalım kaç saat sürecek.
Astrahan’ın şehir merkezi ne kadar keyifli duruyorsa merkezden uzaklaştıkça bir o kadar bakımsızlaşıyor. Rusya’da gezdiğimiz hiç bir şehirde bu kadar çok sokak köpeğine denk gelmemiştik. Hatta sahiplenilmiş bir hayvan bile çok az görmüştük. Sanki terk edilmiş bütün hayvanlar burada toplanmış. Hepsi kendi halinde sakin yavrucaklar…
Yol üzerinde kahvelerimizi yapıp bu sefer de Rusya’nın up uzun bozkır gibi yollarında yol alıyoruz.
Arada polis ve askeri kontroller var. Artezian’ı (Артезиан) geçtikten sonraki askeri kontrolde, arabanın içine üstün körü bir baktılar ve her ikimizin de parmak izli kayıt işlemlerimiz yapıldı. Bu bölgeden sonra zaman dilimi değişiyor. Bir saat geri ve aylar sonra Türkiye ile aynıyız.
Kochubei’yi (Кочубей) geçtikten sonra da askeri kontrol var. Sadece aracın içine ve bagaja üstün körü baktılar, kayıt işlemi yaptırmadık.
Daha sonrasında bu sefer polis kontrolü var ama bizi durdurmadılar. Dağistan bölgesindeyiz ve kadınların kapalılığı, erkeklerin sakal şekilleri ile Müslüman Bölgesi’ne girdiğimiz hemen belli oluyor. Neyseki bozkır manzarası yavaş yavaş yerini ağaçlara bırakmaya başladı.
Grozny bölgesi ise bambaşka bir dünya sanki 100 yıl geriye gittik. Burada polis çevirmelerinde rüşvet istendiğini biliyoruz. Ve bizi de alakasız bir şekilde durdurdular. Evraklar tam hata da yok! Polis Onur’u evrak işleme diye yanına çağırdı amacının ne olduğunu biliyoruz. Müslüman mısın abi muhabbeti yapıp üstüne bu yoldan geçmek yasak diyerek rüşvet almaya çalışmışlar.
Tabii kardeş ve abi kibarlıklarını elden bırakmadan. Onur, “Karartmadan dolayı GPS çalışmıyor, internet yok nasıl bulacağım yolumu? Siz Müslüman ben Müslüman yaptığınız yakışıyor mu” deyince ısrarcı olmaya yüzleri tutmamış. Artık polis durdurmalarına rüşvet istenmesine ve vermemek için yokuşa sürmeye alıştık. Gezinin kendimizi en tedirgin hissettiğimiz, ortamının rahatsızlık verdiği yerin burası olduğunu söyleyebiliriz.
Yol boyunca çok sık askeri kontrol vardı. Hepsinden sorunsuz geçtik. 670 km’lik yolu yaklaşık 12,5 saatte yapabildik ki molalarımız 2 saati bulmamıştır.
Vladikavkaz’da kalacağımız yeri de Onur’un çizdiği yol haritası ile rahat bulduk. Her yönden zorlu geçen gezinin en stresli gününü geride bırakmıştık. Yarın büyük gün yine sınır geçişleri ve Rusya’ya veda var.
112. Gün Rusya – Gürcistan Sınır Geçişi
Rusya’da telefon sinyallerine karartma uygulandığı yetmiyormuş gibi son günlerde yabancı telefonlara yapılan kısıtlama turistlerin elini kolunu iyice bağlıyor. O yüzden hazırlıklı gelmekte fayda var. Onur’un almış olduğu notlar rotamızı bulmakta çok işimize yaradı. 9:45 gibi Rusya sınır kapısına “Verkhniy Lars” geldik. 6-7 km öncesinden tır kuyruğu başlıyor. Onları beklemeyip yanlarından devam ediliyor. 10:50’de işlemler bitti. Aracı kontrol eden görevli Türkçe biliyordu, içine ve bagaja baktı, çadırı açtırmadı. Çıkış çok kalabalık değildi ama ters yön, Gürcistan’dan Rusya’ya giriş inanılmaz yoğundu, yazın geçerken bile böyle sıra yoktu.
Rusya’dan çıkışımız kolay oldu ama Gürcistan sınırına doğru yol, tırlar yüzünden neredeyse kapanmış. Biz de nasibimizi aldık ve tünel girişinde sıkışıp kaldık. Karşı şerit de yoğun olunca geçmek mümkün değil. Düzensizlik hat safhada. Tır şöförlerini bir kez daha takdir ettik, bu rotayı yaparak ekmek parası kazanmak kolay değil.
Karşı şeritten gelen bir tır şöförü yol verince 10 dk bekleme sonrası tünelden çıkabildik. 11:05’te Gürcistan sınırında (Larsi) sıraya girdik (Gürcistan 1 saat ileri saat 12:05 oldu). Araç ve yolcu girişlerinin işlemleri ayrı yerlerden yapılıyor. 12:20 gibi yolcu girişi kuyruğuna girdim. İnanılmaz ağır işliyor, sıra belli değil, çok kişi olmasa da 1 dakikalık işlemim 12:45’te ancak bitti. Yoğun dönemlerini düşünemiyorum. Onur’un işlemleri benden önce bitmiş ve dışarıda beklerken buldum. Kontrol yapmamışlar, tahminimizin ötesinde kolay geçiş oldu.
Gümrükten çıkar çıkmaz sigorta ve para bozdurmak için külube var ama normalden pahalıya sigortayı yapıyor. Online daha uygun, yabancı kredi kartına %2 komisyon olmasına rağmen daha ucuza yaptırdık (15 günlük sigorta 30 Lari). Biraz daha ilerledikten sonra sağda başka sigortacılar da var, araçların çoğu orayı tercih etti.
Gürcistan’da ilk durağımız dönerken uğrarız dediğimiz; 14. yüzyıldan kalma haç biçiminde kubbeli Gergeti Trinity Kilisesi (Tsminda Sameba) oldu. Kazbek (Kazbegi) Dağı’nın eteklerinde bulunan kilisenin dışı restorasyonda olsa da inanılmaz kalabalık. Sonbaharın renkleri ile buluşmuş manzarası iyi ki geldik dedirtiyor.
Yol boyunca doğanın ihtişamına hayran kalarak Tiflis’te kalacağımız guest house’a vardık. Terasından şehir manzarası enfes, hava rüzgarlı olmasa saatlerce oturabilirdik. Şehir merkezi yerine kaldığımız yere yakın bir restoranda yemek yemeği tercih ettik. Orta yaşın üzerindeki ilgili personeli ile mekanın ortamı çok sıcaktı. Türkçe anlaşmaya çalışmaları ve mekandan ayrılırken içtenlikle sarılarak uğurlamaları, Tiflis’i daha gezmeden bize sevdirdiler.
113 ve 114. günleri Tiflis’te geçirdikten sonra 115. gün vatana doğru yola çıktık.
115. Gün Gürcistan – Türkiye Sınır Geçişi
Sabah Tiflis’te kaldığımız otelden oyalanmayıp 8:00 gibi düştük yollara. Sonbaharda Gürcistan’ı gezmek ayrı keyifli olsa da başka bir geziye erteledik. Ünlü soda markalarının çıktığı Borjomi bölgesine geldiğimizde yemek molası verdik. Görkemli doğası ile çok hoşumuza gitti.
Saat 13:00 gibi Gürcistan sınırana vardık. Türkiye’ye girişi, daha az yoğun olacağını düşündüğümüz Türkgözü sınır kapısından yapacağız. Gürcistan tarafından çıkarken, ikimizin de işlemleri aynı yerden yapıldı. Aracın bagajına bakıldı, çadır yarım açtırıldı, önümüzde tek araç olunca 10 dakikada çıktık. Türkiye gümrüğünde pasaport işlemlerini aynı yerde yaptırdık, kimse olmayınca 5 dakika bile sürmüyor. Ama yolcu giriş kapısı ayrı, yanınızda bagaj varsa X-ray’den geçiriliyor.
Onur’un işlemleri daha uzun sürdü, bütün eşyaları indirip aracı X-ray’e soktular. 13:20 gibi ancak çıkabildi. Türkiye tarafı 1 saatten fazla sürdü. Gezi boyunca 22 sınır geçişinin en zahmetlisini yaptırarak “Hoş Geldiniz!” dedi güzel ülkemiz…
6 ülke, 115 gün ve 40.000 km. İyisiyle kötüsüyle unutulmaz anılar biriktirdiğimiz, kalplerimize dokunan, hayatımıza giren güzel insanların arttığı, doğa ananın ihtişamına bir kez daha hayran kaldığımız Orta Asya gezimizin yeri bambaşka.

İlk Yorumu Siz Yapın