"Enter"a basıp içeriğe geçin

Trans Pireneler

Trans Pireneler (Trans Pyrenees) – Haç Yolu

Akdeniz’den başlayarak Atlantik’de sona eren 800 km’lik müthiş bir deneyim.

Özellikle bisikletçiler için öne çıkan rota motosiklet tutkunları için de çok davetkar.

Fransa ile İspanya arasında, dağ yollarında konumlanmış köylerin güzelliğine, doğanın eşsizliğine doyacağınız bitmesini istemeyeceğiniz bir deneyim olacak.

İspanya İç Savaşı’nda ise cumhuriyetçilerin yer değiştirmelerine sahne olmuş bu yol size doğanın güzelliğinin yanında insanoğlunun ne kadar acımasız olduğunu da hatırlatıyor.

Biz rotayı 4 günde tamamladık ama aceleniz yok ve hava şartları izin veriyorsa süreyi uzatarak tadını çıkarın deriz. Yola başlamadan önce Akdeniz’den bir şişe su ve taşlardan alıp motorumuzun çantasına yerleştirdik. Yolun hikayesi ise bu suyu ve taşları Atlantik ile buluşturarak Hacı olmak.

Atlantik’ten aldığımız deniz suyu ve taşlar

Trans Pirenelere başlamadan önceki gece El Port de la Selva kasabasındaki Port de la Vall kamp alanında kaldık. Günümüzü geçirdiğimiz Cadaques Kasabası ise beklentimizin üstünde çıkıp güzelliği ile bizi mest etti.

Cadaques Kasabası

Sabah Trans Pirenelerin başlangıç yeri olan Far del Cap de Creus’a birkaç km kala bir girişe geldik. Görevli, sabah 9’dan sonra araç ile girilmesine izin verilmediğini söyleyince biz de deniz fenerine kadar gitmekten vaz geçtik. Aracı bırakıp ya yürümek ya da oradaki otobüsleri kullanmak gerekiyor. İçinde bir restoran var ve oraya rezervasyonunuz varsa araçla izin veriliyormuş, bu bilgiyi tabii ki bizi durduran görevliden öğrendik 🙂

Yolun başlangıcı olan Far del cap de Creus’dan, GI-502 nolu yolla birleşene kadar olan bölümünde pek bir şey yok. Hatta motorcu filan görmeyince yanlış mı gidiyoruz diye haritayı kontrol ettik. GI-502 sonrası yol, doğa ve köyler kendine hayran bıraktırmaya başlıyor. İlk durağımız Prats de Mollo / Cami de la Retirida oldu. Buradaki patika yoldan İspanya iç savaşında 100.000 kadar Cumhuriyetçi sivil ve asker Fransa’ya geçmek zorunda kalmış.

Prats de Mollo – Trans Pireneler
Cami de la Retirida

Mollo, Camprodon ve Sant Joan de les Abadesses kasabalarına uğrayarak yolumuza devam ettik. Camprodon’daki tarihi köprüyü kaçırsak da Abadesses’deki tarihi köprüye uğradık. 12. yüzyılda yapılan tarihi köprü, 1939 yılında İç Savaş sırasında dinamitlenmiş, 1976 yılında ise orijinaline sadık kalınarak tekrar yapılmış.

Abadesses

Toses civarındaki virajlar ve manzaralar mest ediciydi.

Toses civarı manzaralar

Kısa bir Andorra molası

Akşam ise Andorra’ya ulaştık. İspanya ve Fransa arasında sıkışıp kalmış Andorra, vergisiz alışveriş cenneti, biz de yolumuzun üzerinde olunca uğrayalım dedik. Andorra’da Camping Valira’da bir gece kalıp bazı motosiklet ekipmanlarımızı yeniledik. Andorra’dakiler de siesta yapmayı seviyor 🙂 ve 13.00-15.30 arası açık yer bulmak zor…

İkinci gün Andorra’dan geç ayrılınca çok yol yapmadan enfes bir bölgede kamp alanında kaldık. Camping Vall d’Aneu küçük, temiz bir işletme, etrafı ise tam bir doğa harikası. Çok fazla yürüyüş rotalarının olduğu, inanılmaz huzurlu bir bölge burası.

Camping Vall d’Aneu yakınındaki göl

Üçüncü gün Fransa bisiklet turuna da dahil olan Col d’Aspin (1489 m) geçidine tırmanarak başladık. Geçtiğimiz Saint Mamet kasabası hoşumuza gitti. Daha sonra enfes manzaralar eşliğinde 2115 metredeki Col du Tourmalet geçidine devam ettik. Fransız spor muhabiri ve 1936’dan 1986’ya kadar Tour de France yol bisiklet yarışının direktörü  Jacques Goddet’in anısına bir anıt da var.

Col d’Aspin dağ geçiti

Geçitlerin girişlerinde açıkolup olmadığına dair bilgi oluyor. Bir gün önce toprak kaymasından dolayı Tourmalet geçidi kapalıydı. Karnınız aç ve siesta saatlerine denk gelecekseniz buradaki kafe bir şeyler atıştırmak için ideal.

Col du Tourmalet dağ geçiti

Biz nasıl olsa bir yer buluruz diye rahat davrandık ve restoranların sadece içecek servislerine denk geldik. Şansımıza yol üstünde Payolle’de uğradığımız restoran, içeceklerin yanına bize özel sandviç hazırladı ve bizden sonra da restoranı kapadı. Yine dört ayak üstüne düştük, Fransa’yı nasıl sevmeyelim 🙂

Enfes Manzaralar

Akşama ise Argeles-Gazost kasabasında Camping Les 3 Vallees’de kaldık. Açıkçası kamp alanından çok tatil köyü gibiydi. Bu bölge termal suları ile de meşhur ve kamp alanında termal havuz da var… Küçük renkli kasaba bize keyifli geldi.

Dördüncü gün Col du Soulor ve Col d’Aubisque dağ geçitlerini geçtik. Özellikle iki geçit arasındaki yol ve manzaralar tarifsiz bir güzellik sunuyor. Ezcaroz kasabasında verdiğimiz kısa bir moladan sonra yolumuza devam ettik. Bu dönemde sakin olan bölge eminiz kış sezonunda kalabalık oluyordur.

Col d’Aubisque geçitine doğru doyumsuz manzaralarTrans Pireneler
Col d’Aubisque dağ gecitinden

Keyifli bir sürüş sonrası gün batımı eşliğinde Trans Pirenelerin son noktası olan Cape Higuer deniz fenerinin olduğu yere ulaştık. Yanımızda getirdiğimiz Akdeniz’in suyu ve taşlarını ise Zumaia’da Atlantik’in suları ile buluşturduk.

Zumaia sahilleri…

NOT: Yol boyunca siesta saatlerini dikkate almak gerekiyor. Restoran ve kafeler kapanıyor, açık olan yerlerde ise epey sıra beklemek gerekebiliyor. Bazı fırınların önlerinde ekmek alma makinalarının olması ilginç geldi. Daha sonra İspanya’nın bazı bölgelerinde günlük süt gibi ürünlerin satıldığı makinalar dikkatimizi çekti.

Trans Pireneler google maps yol haritası https://goo.gl/maps/2CcjrTS99Z9YEeN87

Keyifli geziler…

Ayfer & Onur Öznar

Faceboook : AyferOnur Seyahatnamesi

Instagram : AyferOnur Seyahatnamesi

Youtube: AyferOnur Seyahatnamesi

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir