"Enter"a basıp içeriğe geçin

Sicilya

Sicilya - İtalya

İtalya Yol Notları – 3 (Sicilya)

Doğası, tarihi, sıcacık insanları, lezzetli mutfağı ve kültürü ile sımsıcak sizi saracak olan Sicilya için “Sicilya’yı görmeden İtalya’yı anlamak mümkün değildir” diyen Goethe‘ye katılmamak elde değil. 

Sicilya, deniz tatili için harika destinasyonlardan biri olsa da dört mevsim gezilebilebilir. Özellikle Noel ve Yeni Yıl kutlamalarının çok eğlenceli olduğunu öğrenince biz de rotamıza ekledik ve  18 Aralık sabahı erkenden yola çıktık. 

Sicilya için Giovanni’den Messina’ya 2 farklı feribot firması çalışıyor. Biletimizi Caronte&Tourist firmasından gidiş-dönüş 69 Euro’ya aldık. Geçişin 20 dakika sürdüğünü düşününce bize biraz pahalı geldi.

Messina‘dan SS113 nolu yolu takip ederek Palermo’ya doğru devam ettik. Özellikle Messina sonrası dağ çıkışı ve inişi enfesti. Yol üzerinde Cefalu kasabasına girdik. Yazın plajı ve restoranları ile Sicilya’nın talep gören bölgelerinden biridir. Vaktimizi ayarlasaydık, burada bir akşam kalıp devam edebilirdik.  

Sicilya - İtalya
Cefalu

Palermo içinde bulduğumuz birkaç kalacak yere bakalım derken Palermo futbol takımının maç çıkış saatine denk geldik. Tahmin edeceğiniz gibi trafik çok kötüydü ve bazı yollar trafiğe kapalı olunca şehir içinde bakmak istediğimiz yerlere giremedik.  Şehirden çıkıp gözümüze kestirdiğimiz Kamp Palermo‘ya gittik. Aynı sırada Dünya Kupası finali de oynanıyordu. Kamp görevlileri ile Arjantin – Fransa penaltı atışlarını izledikten sonra bize gösterdikleri yere yerleştik. Kamp alanından genel olarak memnun kaldık, çok büyük değil ama duş-tuvalet ve ortak alanı yeterli. Yer sorunu olmasına rağmen yardımcı oldular ve 3 gece burada kaldık. Şehir merkezine tren ile ulaşım rahat.

19 Aralık günü kamp alanından şehre tren ile gittik. Bizden önce buraya gelen ve gezimize Sicilya’yı eklememize vesile olan gezginlerin ablası Deniz abla (Gezgindenizkızı) ile buluşup rehberliğinde şehri gezdik. Marceto del Capo‘de yemek yediğimiz restoranda çalışan Alessio Türkçe konuştuğumuzu duyunca sohbetemize Türkçe katılması günün sürprizi oldu. Asmalımescit’de bir sanat galerisinde çalışmaları olmuş. İstanbul’da yaşamış ve çok özlüyormuş, sıcaklığı ile işte gerçek İtalya’dayız dedirtti 🙂 Sicilya lezzetlerini tadabileceğiniz Capo Market’i biraz turistlere yönelik bulduk. Restoranlarda menü yok, fiyatlar pazarlığa açık. Çoğunda önceden pişmiş hazır tabaklar mikro dalgada ısıtılıp servis ediliyor.

Sicilya - İtalya
Palermo

Palermo sokakları çok renkli hem İtalyan hem Afrika kültürünü hayatın içinde hissettiriyor. Hava sıcak olduğu için camlar kapılar açık, balkonlarda çamaşırlar, sokak tezgahları, kirli sokaklar, bakımsız evler, karışık renkli bir halk, turistler, mafya, kiliseler, tarihi binalar, yüksek sesle konuşanlar, bağıran pazarcılar derken Palermo klasik İtalyan şehirlerinden daha fazlasını sunuyor. Gecesiyle, gündüzüyle farklı bir yerde olduğunuzu hissettiriyor. 

Sicilya - İtalya
Teatro Massimo Vittorio Emanuele di Palermo – İtalya’nın en büyük Avrupa’nın 3. büyük opera binası

20 Aralık günü Deniz Abla ile buluşup Palermo’nun dışında tarihi bir tepe kasabası olan Monreale‘ye otobüs ile gittik. Otobüse bineceğiniz duraktan bilet alabiliyorsunuz. (Palermo’nun şehir içi otobüs servisi AMAT hizmet veriyor, 389 nolu otobüs ve Piazza Indipendeza’dan hareket ediyor.) Palermo’ya tepeden bakan kasaba hem fotojenik hem de gezmesi keyifli. Kasabanın ince mozaikleri ile ünlü katedralinin içi güzelmiş. Gezi boyunca gezdiğimiz katedraller bize yettiğinden ücret ödeyerek içine girmek bize cazip gelmedi. Monreale’den döndükten sonra Palermo’nun sokaklarını arşınlamaya devam ettik. Katedrali (Cattedrale Di Palermo) çok ihtişamlı, meydanları ise canlılığı ile sizi içine çekiyor.

Monreale

21 Aralık günü kamptan ayrılıp Hakim Giovanni’nin öldürüldüğü yere uğradık. Mafyanın yarım ton dinamit ile patlattığı otoyolda mafyaya karşı mücadele veren Hakim Giovanni ile beraber 4 kişi daha yaşamını yitirmiş. 

Giovanni Falcone

Daha sonra Erice’ye devam ettik. Erice, mitolojik efsane ile antik tarihin harmanlandığı, tepeye kurulmuş ve çok iyi korunmuş  güzel bir Orta Çağ kasabası. Kasabanın girişinde otopark var. En çok ziyaret edilen yerleri arasında eşsiz manzaraları ile iki kale var. Pepoli Kalesi, Araplar tarafından inşa edilmişken; Venüs Kalesi, Norman yapımıdır. Venüs Kalesi’nin adı; Aeneas tarafından kurulduğı iddia edilen antik Venüs Tapınağı’nın bulunduğu yere inşa edildiğinden dolayı aynıdır. Keyifli birkaç saat geçirdiktan sonra Sicilya’ya özgü öğlen yemeği yedikten sonra Erice’dan ayrıldık. Balıkseverlere somonlu Arancia denemesini tavsiye ederiz. Bu arada Erice ile Trapani arasında teleferik sistemi var, araçsız gelenler için büyük kolaylık olacaktır.  

Erice – Arnavut kaldırımlı labirent gibi sokaklarının arasında dolaşmak çok keyifli…

Trapani’nin deniz kıyısında özellikle tarihi eski şehir bölümünü beğendik. Kalmadık ancak bir gece burada kalınabilirdi.  Marsala şehrinin sahil kısmından geçip gece kalacağımız kamp alanına devam ettik. Noel etkisiyle mi bilmiyoruz ama Marsala şehri çok hareketliydi.  Marsala’ya yaklaşırken gün batımına denk geldik. Tarifsiz bir renk cümbüşü ile gönlümüzü okşayarak battı güneş. 

Marsala sahili

Güneye doğru devam edip Kamemi kamp alanında geceledik. Kamp alanından yıldızlar muhteşemdi. 

22 Aralık günü kamp alanından ayrılıp önce Ragusa kasabasına uğradık. Ragusa; aşağı, eski şehir (Ragusa Ibla) ve yukarı şehir (Ragusa Superiore) diye derin bir dağ geçidiyle (Valle dei Ponti) ikiye ayrılmıştır. Turizm bürosundan bilgi aldıktan sonra kasabayı gezmeye başladık. Ragusa da çok iyi korunmuş bir Orta Çağ kasabası. En azından 3-4 saate yakın zaman ayırmak gerekiyor. Ragusa, Val di Noto’daki diğer 7 kasaba ile birlikte UNESCO Dünya Mirası Alanları arasında listelenmiştir. (Diğer kasabalar; Caltagirone, Mititello in Val di Catania, Katanya, Modica, Noto, Palazzolo Acreide ve Scicli).  

Ragusa

Ragusa’dan sonra Modica’ya devam ettik. Modica’da Orta Çağ’dan kalma bir kasaba. Çok fazla kakao ve çikolata üzerine dükkan vardı. Ayrıca bir de kakao müzesi var. Çikolatalarından denedik fena değildi. Not aldığımız Noto kasabası için geç olunca Syracuse’ye doğru devam ettik. Akşam Syracuse’da Sosta Camper kamp alanında kaldık.

Modica

23 Aralık gününe Arşimet’in memleketi Syracuse‘yi gezerek başladık. Ortigia Adası, şehrin tarihi merkezi ve üç köprü ile ana karaya bağlanıyor. Şehrin kalbi olarak kabul edilen Ortigia, eski şehir (Citta Vecchia) diye de bilinir. Adı bıldırcan anlamına gelen eski Yunanca Ortyc’ten geliyormuş. Şehir çok keyifli, fazla bir şey yapmayacağım diyorsanız en az 3-4 saatte dolaşabilirsiniz. Cala Rosa Plajı, Apollo Tapınağı, Arşimet Meydanı ve Diana Çeşmesi, Domo Meydanı ve Syracuse (Siraküze) Katedrali ile gezmeye doyamadık… Yüksek taş duvarlar ve yabani papirüslerle çevrili, en eski Yunan kolonistlerine kadar uzanan bir tatlı su kaynağı olan Fonte Aretusa; adanın simgelerinden biridir. Syracuse’nin popüler Yahudi mahallesi; Giudecca da Ortigia Adası’ndadır. Adanın dar sokaklarında kaybolup bol bol fotoğraf çektik. 

Syracuse - Sicilya, İtalya
Ortigia Adası’nın dar sokaklarından…

Özellkle deniz mahsülleri üzerine restoranlar ve çok keyifli kafeler var. Gece kulüpleriyle hareketli bir gece hayatı olduğu da söyleniyor. Denize girenleri görünce bizim de canımız çekmedi dersek yalan olur.   

Ortigia Adası, Syracuse

Şehirde büyük bir arkeolojik alan var, bilgi almak için durup sormak istedik ancak aracımızı park ettirmedikleri için devam etmek zorunda kaldık. Syracuse‘nin tadı damağımızda kaldı. Kesinlikle 1 gece ve gündüz ayırıp keyfine vararak dolaşmak lazım. 

Akşam Syracuse’de kalmayacağımız için Catania‘ya (Katanya) doğru devam ettik. Catania, Etna Yanardığı’nın kurum ve küllerinin etkisiyle kararan binalarının rengi nedeniyle ‘Kara Şehir’ diye de bilinir. Kaldığımız kamp yerinde biz de Etna’nın kalp atışı gibi gümbürdediği sesi eşliğinde uyuduk. Catania’nın girişindeki Lua Plajı‘nın otoparkı kamp alanı olarak kullanılıyor. Aracımızı bıraktıktan sonra şehir merkezine gezmeye gittik. Şehrin dış mahalleleri ne kadar çöp içindeyse içi de o kadar temiz ve düzenli.

Yılbaşının Catania’da çok güzel kutlandığı söyleniyor, maalesef o kadar kalamadık. Noel tatil dönemine denk gelmemimizin etkisi de olabilir şehrin merkezi çok hareketliydi. Ayaklarımıza kara sular inene kadar dolaştıktan sonra gözümüze kestirdiğimiz bir restoranda yemek yedik ve gece kamp alanına döndük. Kamp alanının gecesi 10 Euro, gece belli bir saatte kapıları kapanıyor. Görevliye denk gelmek zor, paramızı ödediğimiz arkadaşı epey aradık. 

Catania

24 Aralık gününe Etna’ya çıkarak başladık. Yaklaşık 1900 metre yükseklikte olan Silvester konilerinin olduğu yere kadar özel araçla gidebilirsiniz. Buradan 2500 metreye teleferik var. Teleferik 30 Euro, ayrıca 68 Euro’ya teleferik ve kendi araçlarıyla 2750 metreye çıkarıyorlar. Aracı park edip her 2 koniyi de yürüyerek dolaştık. Bütün gece kalp atışlarını dinlediğimiz canlı Etna Yanardağı’nın üzerinde olmak değişik bir duygu. 

Sicilya - İtalya
Etna Yanardağı – Sicilya

Daha sonra Taormina kasabasına doğru devam ettik. İtalya’nın birçok yerinde olduğu gibi Taormina’da da büyük araçlar için otopark sıkıntılı, küçük araçlar için otoparklar  var. Bir otoparkta büyük araçlar için de yer vardı ancak bizi almadılar, otobüsler için olabilir. Epey uğraştıktan sonra aracımızı park edecek bir yer bulmanın mutluluğu ile kasabayı dolaşmaya başladık.

Taormina da masal tadında çok güzel bir kasaba, manzarası, keyifli kafeleri ve restoranları ile bizim çok hoşumuza gitti. Yaklaşık 250 metre yükseklikte, İyon Denizi’ne bakan Tauro Dağı’nın kayalık bir platosunda yer alan kasabanın manzarası nefes kesici.

Sicilya - İtalya
Taormina – Sicilya, İtalya

Taormina, sağlıklı iklimi ve doğal güzelliğinin yanında zengin sanatsal, tarihi ve kültürel mirası ile Sicilya’nın önemli turizm merkezlerinden biri olmuş. Romalılar döneminden kalma antik tiyatro kapalı olduğu için göremedik. 

Sicilya - İtalya
Taormina

Gece San Marco Oasi kamp alanında kaldık. Etna manzaralı kamp alanı temiz ve düzeliydi. Etna‘nın buradan görünen yüzündeki lav akışları özellikle gece net olarak izlenebiliyordu.  

Sicilya - İtalya
Etna Manzarası

25 Aralık günü Sicilya’da son günümüz. Kamp alanından ayrıldıktan sonra ilk olarak Forza d’Agro’ya daha sonra Savoca’ya  uğrayıp “Baba” filminin çekildiği yerleri dolaştık. Filmi hatırlayanlar gözlerinde canlandıracaktır, Apollonia ve Michael’ın düğününün yapıldığı San Nicolo Kilisesi ve Bar Vitelli ilk duraklarımız oldu. Maalesef bar kapalı olduğundan bir şeyler içme şansımız olmadı. Öğleden sonra Messina’ya doğru devam edip feribot ile Sicilya’dan ayrılıp ana karaya geri döndük. 

Sicilya - İtalya
Bar Vitelli, Savoca – Sicilya

Sicilya Notlar :

  • Trafik berbat, çok kötü araç kullanıyorlar.
  • Maalesef öbek öbek çöp var. Özellikle yolların bekleme bölümlerinde çöp yığınları var.
  • İngilizce bilen az
  • İtalya’nın diğer bölgelerine göre fiyatlar daha uygun ama Sicilya’nın turistik yerlerinde de kazıklanabilirsiniz
  • Biz tam 7 gece kaldık ancak 10-11 gün kalabilseydik daha iyi olurdu.  

İtalya Ana Karadan devam.. 

Ana karaya döndükten sonraki hedefimiz; elimizden geldiğince Bari tarafına doğru yaklaşmak ve Bari civarında görmek istediğimiz yerleri 1-2 günde tamamlayarak Yunanistan’a geçip 90 günlük kalış süremiz dolmadan Türkiye’ye varmak. 

Cosenza sahillerinde akşam üzeri 6 civarı geldiğimiz ilk kamp alanı açık olsa da kapısı kapalıydı. 15-20 dakika şansımızı denedik ama görevliyi bulamayınca işaretlediğimiz ikinci kamp alanına gittik. Orası da açık duruyordu ama görevli yoktu. Kapısını bir çocuk açtı ve sonra ortalıktan kayboldu. Kamp alanında ise kışı geçirmeye gelen karavancı Almanlar vardı. Büyük olasılıkla Noel tatilinden dolayı ortalıkta görevli yoktu. Sabah da kimseyi göremeyince erkenden yola çıktık. 

26 Aralık gününe Craco‘ya giderek başladık. İtalya’nın hayalet köyü, 1980 yılında terk edilmiş. Daha yakın zamanlarda, Craco bir film seti olarak ün kazanmış. Mel Gibson’ın ‘Passion of the Christ‘ filminin bazı çekimleri de burada gerçekleşti. Köy binalarının yıkılma olasılığından dolayı maalesef ziyarete kapalı ve gezemedik. Bu arada yollar çok güzel bağ ve bahçelerin içinden geçiyor. 

Craco

Craco’dan Ostuni‘ye devam ettik. Ostuni, şehrin en tepesini taçlandıran beyaz boyalı binaları ile eski yerleşim bölgesi sayesinde ‘Beyaz Şehir (La Citta Bianca)‘ olarak geçiyor. Arnavut kaldırımlı sokaklar, bembeyaz binaları ve dar merdivenlerden oluşan eski şehir çok güzel ve görülmeye değer. Drogheria Pugliese‘den aldığımız paniniler ise enfesti, kesinlikle tavsiye ederiz. Yolları çok dar olduğu için büyük araç ile gelirseniz dikkatli olmakta fayda var. Biraz da google maps yüzünden yanlış yollara girilebiliyor. Şehirden çıkarken herhangi bir sorun yaşamadık. 

Ostuni

Ostuni’den ayrılıp Locorotondo kasabasına uğradık. Burası da harika mimarisi, beyaz evleri, sevimli dar sokakları ile fotojenik küçük bir kasaba. Hatta beklentimizin üzerinde güzel diyebiliriz. (En güzel İtalyan kasabaları arasında yer alıyormuş.) Şansımıza hızlıca araca park yeri bulduk. Noel dolayısı ile epey kalabalıktı. 

Locorotondo

Locorotondo’dan ayrıldıktan sonra ise Şanlıurfa’daki Harran evlerine benzeyen konik evlerin olduğu Alberobello‘ya geldik. (Güneydoğu gezimiz sırasında, Harran evlerinin benzerlerinin  Suriye’nin Halep kenti ile İtalya’nın Alberobello kasabasında olduğunu öğrendiğimizde buraları da bir gün görmeliyiz demiştik.) Alberobello, epey turistik bir köy. Her yer turistik eşya satan dükkanlar ile dolu. Buraya yaklaşırken aslında yol üzerinde de koni şeklinde (Trullo – Trulli) yapılmış  yapılar gördük. Geceyi yakındaki Bosco Selva kamp alanında geçirdik. 

Alberobello

27 Aralık sabahı önce Alberobello’ya tekrar uğrayıp Paleolitik döneme kadar uzanan tarihin en eski sürekli yerleşim yerlerinden biri olan Matera’ya devam ettik. 1993 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesi, 2019’da Avrupa Kültür Başkenti olması ve 2021’de James Bond’un ‘No Time to Die’ filminin burada çekilmesi ile şehir bir anda yabancı turistlerin ilgi odağı olmuş. Doğa, tarih ve kültürlerin buluştuğu Matera’yı Mardin’e çok benzettik. Eski şehir epey turistik olmak ile beraber dar ve karmaşık sokaklarında kaybolmak çok keyifli, farklı köşelerden çok güzel pozlar veren bir şehir. En azından 1 geceyi hak ediyor ancak biz bu gece Yunanistan’a geçeceğimiz için kalamıyoruz. Tekrar gelmek için sebebimiz olsun. 

Matera

Matera’dan ayrılıp Gravina in Puglia’ya geçtik. Kasabaya vardığımızda çok sessiz ve sakindi. Doğal kaya oluşumları, eski taş köprü, kilisesi, eski binaları, dar sokakları ile 1-2 saat geçirilebilir ayrıca burası iyi bir peynir üretim merkezi. Dükkanlar kapalı olunca deneyemedik. Kasabanın taş köprüsü James Bond filmine sahne olmuş. 

Gravina in Puglia

Gravina in Puglia’dan ayrılıp akşam üzeri saat 5 civarı Bari limanına geldik. İgoumenitsa‘ya giden feribota biletimizi aldık. Limana girince tabelaları izleyerek bilet satışının yapıldığı terminale ulaşabilirsiniz.  Kamyonet ve 2 kişi koltuk seçenekli bilete 274 Euro ödedik. Yoğun sezonda son dakikaya bırakmamakta fayda var.

2022’de yaptığımız Avrupa gezimizin özetini İnstagram sayfamızdaki öne çıkanlara sabitledik. Sicilya bölümü için linke tıklayınız… Sicilya – İtalya

Gezimizin İtalya rotasının diğer yol notları için linklere tıklayabilirsiniz.

İtalya Yol Notları Bölüm-1 

İtalya Yol Notları Bölüm-2

Cinque Terre

Keyifli geziler…

Ayfer & Onur Öznar

Faceboook : AyferOnur Seyahatnamesi

Instagram : AyferOnur Seyahatnamesi

Youtube: AyferOnur Seyahatnamesi

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir