• Machu Picchu, Peru
  • CA-1 Highway
  • Antarktika
  • Antarktika
  • Ekvador
  • Susten Pass
    Susten Pass
  • Omotepe, Nicaragua
  • Buenos Aires
  • Salda, Turkiye
  • Meteora'da Libertad gün batımını izlerken, biz de hepsini izliyoruz. :)

Meksiko City

Meksiko City – Meksika

Müzeler Şehri Meksiko City

Pachuca’dan ayrılıp rahat bir sürüşle girdiğimiz Meksiko City tahmin ettiğimiz gibi yoğun ve karmaşık bir trafik ile bizi karşıladı. İstanbul trafiğine alışık olanlar için çok da zorlanacak bir trafik değil. Rahatça kalacağımız oteli bulup yerleştik. Takipçilerimizden Ali Bey, bize ulaşmış ve Meksiko City’den geçersek yardımcı olabileceğini yazmıştı. Kendisi turizmci ve uzun yıllardır Meksika’da yaşıyor. Evine yakın iyi bir otelden, uygun sayılabilecek bir rakama odamızı ayırttı. Ayrıca motorumuz da otelin kapalı garajında güvende kalacak. Otele yerleşir yerleşmez Ali ile haberleşiyoruz. İlk teklifi; bana gelin Türk kahvesi içelim oluyor yola çıktığımızdan beri içmemişiz bu fırsat kaçmaz bir daha belki ne zaman denk geleceğiz 🙂 Hemen gidiyoruz. O da yarın sabah Peru gezisine çıkacak o yüzden bir an önce buluşup yüz yüze tanışmak istiyoruz. Ali ile buluşuyoruz, nasıl da hoş sohbet çıkıyor!

Hikâye ise şimdi başlıyor…

Kahvelerimizi içerken Ali, uzun süredir Türk yemeği yemediğinden bahsedip Ayfer’e yemek yapmak ile arasının nasıl olduğunu ve hangi yemekleri özlediğini, bizim de özlemiş olacağımızı söylemesinden yarım saat geçmemişti ki kendimizi markette alışveriş yaparken bulduk. Daha sonra eşinden öğrendik ki meğerse Ali, Türk birileri geldiğinde yemek yaptırmadan bırakmazmış :).

Akşama, Ali yine turizm ile uğraşan başka bir arkadaşını ve elçiliğimizde görevli müsteşarımızı da yemeğe davet ediyor. Ali’nin eşi işten geldiğinde masa donatılmıştı. Diğer arkadaşların da gelmesiyle çok keyifli bir gece geçiriyoruz.

Keyifli başlayan Meksiko City maceramız aynı tadında 5 gün boyunca devam etti. Meksiko City’de 5 gün kalınır mı diye düşünenler olursa çok daha fazlasını hak ettiğini de söyleyelim.

Meksiko City

Meksiko City hatırası 🙂

Dünyanın en fazla müzesine sahip şehir sıralamasında birinciliği Londra ile paylaşıyor Meksiko City. Parkları, mutfağı, müzeleri, tarihi, sanat aktiviteleri ile çok keyifli ve dolu dolu bir haftanızı geçirebilirsiniz.

Müsteşarımız Serdar Bey’in davetiyle elçiliğimizi ziyaret edip elçilikte çalışan görevlilerimiz ile de tanıştık. Serdar Bey’den hem Meksika hem de Orta Amerika ile ilgili çok faydalı bilgiler aldık. Ayrıca yolumuzun üstündeki elçiliklere de bizim ile ilgili bilgileri geçerek seyahatimize güvenli devam etmemiz için bazı uyarılarda da bulundu. Kendisine buradan da teşekkür ederiz.

Elçiliğimize çok yakın Reforma Caddesi’nde bulunan Atamızın büstünü de elbette ziyaret ettik. Kurduğu Cumhuriyeti koruyacağımıza söz verip onu özlemle andık.

Bayraklar, Meksika konsolosluğumuzun hediyesi ve Uyuni Tuz Gölü’ne gittiğimizde dünya bayraklarının dalgalandığı alanda yerlerini aldılar…

Meksiko City Gezilecek Yerler 

Zocalo Meydanı

Meksika Bağımsızlık Günü kutlamalarının izleri her yerde…

Dünyanın en büyük meydanlarından biri olan Zocalo Meydanı, her zaman hareketli ve enerjisini hissediyorsunuz.  Mağazaların, kafelerin ve restoranların olduğu etrafındaki sokaklar özellikle Madero hep kalabalık. Meksiko şehrinin kalbi burası! Meydanda bütün ihtişamı ile duran Latin Amerika’nın en büyük ve en eski katedrali olan Metropolitan Katedrali’ni görmeme şansınız yok. Altın kaplamalarla süslü katedral, ilginizi çekerse görülmeye değer.

Mexico City Metropolitan Cathedral

Bellas Artes Müzesi (Palacio de Bellas Artes – Güzel Sanatlar Sarayı)

Palacio de Bellas Artes (Güzel Sanatlar Sarayı), Meksika’nın öne çıkmış önemli bir kültür merkezidir. Müzik, dans, tiyatro, opera ve edebiyatta en önemli etkinliklerin bazılarına ev sahipliği yapmış ve resim, heykel ve fotoğrafçılıkla ilgili önemli sergiler düzenlenmiştir. Bu önemli kültür merkezi;  “Meksika’daki Sanat Katedrali” olarak adlandırılmış.

Binanın içinde iki müze bulunmaktadır: geçici sergilere ev sahipliği yapan ve kalıcı duvar resimlerinin yer aldığı; Museo del Palacio de Bellas Artes (Bellas Artes Sarayı Müzesi) ve binanın en üst katında çağdaş mimarinin sergilendiği Museo Nacional de Arquitectura (Ulusal Mimari Müzesi).

Bellas Artes Müzesi

Birbirinden muhteşem murallara ev sahipliği yapan müzede; özellikle Diego Rivera’nın Rockfeller binası için yaptığı ve Lenin resmi olduğu için Rockfeller tarafından kabul edilmeyip yıkılan muralın aynısı yer alıyor ve bizi çok etkiledi.

Bellas Artes Müzesi – Rockfeller binasında yıkılan muralın aynısı Bellas Artes Müzesinde (Fotoğraftaki mural)

Murallar ve Bellas Artes Müzesi

Diego Rivera, Jose Clemente Orozco, David Alfaro Siqueiros ve Rufino Tamayo dahil olmak üzere Meksika’nın en iyi sanatçılarının duvar resimlerinin yer aldığı bina kesinlikle ziyaret edilmeye değer… Hele de denk gelip bir de etkinliklerden birine katılmak şahane olur…

Giriş ücreti kişi başı 60 Peso (Ekim 2016).

National Palace (Ulusal Saray)

Hükümet Binası olarak kullanılan Ulusal Saray, hem Federal Hazine’nin hem de Ulusal Arşivlerin bazı ofislerine ev sahipliği yapmaktadır. Diego Rivera’nın özellikle aşağıdaki duvar resmini görmek için bile Saray ziyaret edilebilir. Ayrıca Sarayın duvarlarındaki diğer resimler de gerçekten çok etkileyiciydi.

National Palace

Frida Kahlo Müzesi – Lasa Casa Azul (Mavi Ev)

Buralara kadar gelmişken Frida Kahlo’nun da evini ziyaret etmeden olmaz. 1950’lerde ölümünden kısa bir süre sonra ünlü ressamın evi; müzeye dönüştürülüp hayranlarına kapıları açılmış. Müze oldukça popüler ve biletinizi online almamışsanız kuyrukta beklemeye hazırlıklı olun… Şuraya linkini bırakalım Frida Kahlo Müzesi Giriş ücreti kişi başı 120 Peso (Ekim 2016)

Meksiko City

Frida Kahlo Müzesi

Frida Kahlo Müzesi

Dolaşırken önce yağmur arkasından dolu yağışının eşlik etmesi ile evin avlusunda bir süre mahsur kalsak da Frida’nın hatıraları arasında onu hissetmeye çalışmak güzeldi. Müzenin yer aldığı Coyoacan bölgesi de kafeleri, restoranları ve parklarıyla çok keyifli. Biz de müze çıkışında bir kafede oturup hem yağmurun dinmesini bekledik hem de kahvemizi içtik.

Frida Kahlo’nun evine çok yakın olan devrimci Leon Troçki’nin evi de ziyaret edilebilir. Sovyetler Birliği’nden Meksika’ya sığınıp yaşadığı ve öldürüldüğü kırmızılı boyalı evin arka bahçesinde eşi ile kendisinin küllerinin yer aldığı mezarları varmış.

Xochimilco

Metroda mavi hattı (2 numara) alıp Tasquena’ya kadar gittikten sonra Xochimilco (kırmızı hat) trenine binebilirsiniz son durakta iniliyor. Yol yaklaşık yarım saat sürüyor. Tren ücreti ayrı ödeniyor. (3 peso – Ekim 2016) Özellikle hafta sonu çok kalabalık oluyormuş. Renkli küçük sandallarla nehirde gezinti yapılıyor (binmeden önce pazarlık yapmayı unutmayın, iki kişi için 250 peso ödedik), müzikli sandallar yanınıza gelip isterseniz romantik veya eğlenceli parçalarla size eşlik ediyor. Yeme-içme sandalları da ayrıca var, biz biraz turistik bulduk.

Meksiko City

Xochimilco

Xochimilco

Sandal gezintisi yaparken; baştan konuşacak olursanız; Bebekler Adası’na (Isla de Las Munecas – The Island of the Dolls) da uğrayıp dolaşabilirsiniz. Kolu, başı, gözleri olmayan oyuncak bebeklerin asılı olduğu adanın hikâyesi de ilginç…  Don Julian Santana Barrera, hayatını kurtaramadığı küçük bir kız çocuğunun Teshuilo Gölünde boğulduğuna ve kanalda bulduğu yüzen bir bebeğin de ona ait olduğuna inanır. Bebeği alıp kızın ruhuna saygı göstermenin bir yolu olarak onu bir ağaca asar. Görünüşe göre; Julian kızın ruhundan etkilenmiş ve ruhunu memnun etmek için daha çok bebek asmaya başlar.

Bebekler Adası - Meksiko City

Bebekler Adası (Isla de Las Munecas – The Island of the Dolls)

50 yıl bebek toplayıp adaya astıktan sonra Julian, 2001 yılında gölde boğulmuş ölü bulundu. Yerel halk, Isla de las Munecas’ın büyülü bir yer olduğuna inanıyor. Ada; Julian’ın ölümünden sonra, ziyaretçilerin daha fazla bebek getirdiği turistik bir cazibe merkezi haline gelmiş. Raporlara göre, Julian’ın küçük kız hakkındaki hikâyesini yalnızlıktan yarattığı sonucuna varılsa da hikâye sizce de inandırıcı durmuyor mu?

Meksika Ulusal Antropoloji Müzesi

Meksika Ulusal Antropoloji Müzesi

Ulusal Antropoloji Müzesi

Facebook sayfamızdan bizi takip eden tur rehberi olduğunu öğrendiğimiz Ferhat da Meksiko City’de yaşıyormuş. Geldiğimizde haber vermemizi ve özellikle Arkeoloji Müzesi ile Teotichuacan’ı kendisinin gezdirmek istediğini yazınca biz de bundan güzel teklif olmaz diyerek mennuniyetle kabul ettik. Küba’ya tur götürdüğünden ancak son günümüzde buluşma şansımız oldu. Turdan döner dönmez daha ailesi ile bile vakit geçirmeden bizi Arkeoloji müzesine ve Teotihuacan’a götürdü. Sayesinde hem güzel bilgiler edindik hem de keyifli bir gün geçirdik. Tekrar teşekkür ederiz…

Meksika Ulusal Antropoloji Müzesi

Ulusal Antropoloji Müzesi

Müze, 1964 yılında açılmış. 35.000 m2’si kapalı alan olmak üzere toplamda 79.000 m2’den oluşmaktadır. 2 katlı olup 1. katı 13 salon ile Antropoloji ve 2. katı 11 salon ile Etnografya bölümleri bulunmaktadır. Müze içerisindeki tüm eserler Meksika’ya aittir. Ferhat, “diğer önde gelen müzelerde olduğu gibi farklı kültürlerden çalıntı eserler yoktur” diye özellikle vurguladı…

Müze, çok büyük bir avlunun etrafını çevreleyen salonlardan oluşmuş. Her salon, ayrı bir Mezo-Amerika medeniyetine ayrılmış. Bir salonu gezip bitirdikten sonra diğer bir salona girmek için bu ortadaki avludan geçiyorsunuz. Avluda ise; büfe, kafe, değişik sergilerin olduğu stantlar, müzik ne isterseniz var. Çok iyi bir müzecilik anlayışı ile sergiler hazırlanmış. Meraklıysanız müzeye tam gün ayırmanızı tavsiye ederiz.

Aztek Takvimi – Güneş taşı

Güneş Taşı ile ilgili aklımızda kalan bazı özellikler;

  • 4 farklı dünya döngüsü var. Jaguar, rüzgar, ateş yağmuru ve su. Şu an beşinciyi yaşıyoruz.
  • 2 yanda ise pençe ve içinde kalpler var.
  • İnanışa göre; Güneş insan kalbiyle besleniyor ve eğer kalpler kurban edilmezse tekrar güneşin doğmayacağını inanıyorlar.
  • 18 ayrı ay var ve her ayda 20 gün var. 360 gün ve artık 5 günü de ekleyince toplam 365 gün ediyor.
  • Taşın ağırlığı ise 24 ton (gün 24 saat ile ilişkiliendirilmiş)
  • Taşın çapı 365 cm
  • Birçok sırrı hâlâ çözülememiş.

Olmek Kafası ile ilgili bazı özellikler;

Olmek’ler MÖ 1800 ile MS 500’lü yıllara kadar yaşamışlar. En küçüğü 6 ton ağırlığında 13 tane Olmek Kafası çıkarılmış. Bu kafalar özel olarak gömülü bir şekilde bulunmuş. Kafalarında kask var. Kulaklarında Afrikalıların kullandığı tarzda küpeler var, dudaklar kalın ve burun geniş. Arkeologların düşüncesi bu kafaların Olmek’lerin yöneticilerini temsil ettiği yönündeymiş ve Afrikalı olduklarını düşünüyorlar.

Olmek Kafası

Antropoloji Müzesinin giriş ücreti kişi başı 65 peso (Ekim 2016)

Teotihuacan (Tanrıların Şehri)

  • Kente, Azteklerin kullandığı Nahuatl dilinde ”Tanrıların Şehri” ya da ”Tanrıların doğduğu şehir” anlamına gelen ”Teotihuacan” adı verilmiş ve hâlâ gizemini koruyor.
  • MS 8. yüzyılda terk edildiği tahmin edilen şehir Aztekler tarafından bulunmuş ve piramitlere de Aztekler isim vermişler.
  • Şehrin kimin tarafından ve ne için yapıldığı henüz kesin olarak belirlenememiş.Yeni bir tünel bulunmuş ve araştırmalar devam ediyormuş. Eğer bir mezar bulunursa o zaman bu şehir ile ilgili daha fazla bilginin ortaya çıkacağı düşünülüyor.

Teotihuacan

  • Antik şehrin yaklaşık yüzde 12’si gün yüzüne çıkarılabilmiş.
  • Güneş piramidinin bir kenarı 240 metre ve Mısır‘daki büyük piramit ile aynı ölçüye sahip.
  • Orion takımyıldızının yeryüzündeki yansıması bir şekilde inşa edilmiş.

Teotihuacan – Meksika

  • Ölüler yolu denilen anayol yaklaşık 2 km ve şehri bir baştan diğer ucuna bağlıyor.
  • İzlediğimiz kulede yapılan tören yağmur için yapılıyordu ve Veracruz eyaletine özgü…
Yağmur Duası

Yağmur Töreni

Chapultepec Kalesi ve Parkı

Maalesef geç kaldığımız için kaleye çıkamadık ancak parkı dolaştık. Başkentin en cıvıl cıvıl bölgelerinden bir tanesi de burasıydı. 18. yüzyıldan kalma Chapultepec Kalesi; Meksikalı liderler; Maximillian ve Diaz’a ev sahipliği yapmış, bugün ise Ulusal Tarih Müzesi olarak hizmet veriyor. Meksiko City’nin 360 derecelik manzarasını sunan bir tepenin üzerinde yer alan kaleyi; sadece manzarası için bile ziyaret etmeye değer.

Chapultepec Parkı

Soumaya Müzesi

Biz gitmedik ancak ücretsiz olan müzede dünyaca ünlü birçok sanatçının eserleri bulunuyormuş.

Templo Mayor Müzesi

Yağmurdan dolayı uğrayamadığımız Aztek kalıntıları şehrin içinde Zocalo meydanında yer alıyor.

Tekila ve Mezcal Müzesi (Museo del Tequila y el Mezcal)

Plaza Garibaldi’deki (Garibaldi Meydanı) bu müzede, Meksika’nın en popüler damıtılmış agave içkilerinin kaynağı ve üretim süreci anlatılıyor. Tur, meydana bakan çatı katındaki barda tadım yapılarak bitiyor. Tekila şehrinde bu tarz tura yerinde katıldığımızdan ayrıca bu müzeyi gezme gereği duymadık…

Tekila ve Mezcal Müzesi…

Kral Kelebeği Biyosfer Rezervi

Özellikle Kasım ile Mart ayları arasında Kral Kelebeklerinin kışı geçirmek için geldikleri rezervi ziyaret etmeyi çok istiyorduk. Ancak bu bölgeden daha erken geçince gidemedik.

Nerede Kaldık?

Ali’nin ayarladığı Stanza Otel‘de kaldık. Kapalı otoparkı olduğu için motosikletimizi bırakıp içimiz rahat başkenti dolaştık. Toplu ulaşıma yakın, yürümeyi seviyorsanız yine yürüyerek birçok yere gidebilirsiniz. Birkaç blog yakınında daha çok lokallerin gittiği taco yediğimiz Taquitos Frontera restorana ise bayıldık 🙂

Stanza Hotel

Meksiko City Güvenli mi?

Özellikle rehber Ferhat Bey’den şehrin güvensizliği ile ilgili epey hikâye dinledik. İyi ki gezinin son gününde dinlemişiz 🙂 Bize genel olarak güvensiz gelmedi. Kaldığımız süre boyunca da herhangi bir sorun yaşamadık ama özen gösterdiğimizi de belirtelim. Özellikle turistik yerlerde ekstra dikkatli olmakta fayda var. Metroların yoğun olduğu saatlerde binmemeye özen gösterirseniz iyi olur, binmeniz gerekirse de ekstra özen gösterin. (Bu konuda uyarmamızı metroda soyulan bir arkadaşımız rica ettiğinden ilave yapma gereği duyduk.)

Pachuca’dan gelirken şehre yaklaştıkça gecekondu bölgesi olduğunu tahmin ettiğimiz bölgelerdeki evler ya boyasız ya da oldukça renklilerdi. Tabii ki hepsinin pencerelerinde, kapılarında demir parmaklıklar vardı. Şehrin gelir düzeyi çok dağınık, bir tarafta gece kondu bölgesi varken diğer tarafta lüks alışveriş merkezlerin olduğu mahalleri ile sizi şaşırtıyor…

Bizdeki minibüs ve otobüslerin para atılan bölümlerini bildiğimiz kilitler ile tuttturmuşlar. Eskiden şöförleri soyuyorlarmış. Daha sonra ücreti şöföre değil de kumbaraya atılsın diye düşünmüşler. Hırsızlar bu sefer kumbarayı söküp almaya başlamış. Şimdi ise kilitler ile tutturmuşlar. Otobüslerde para üstü verilmiyor, yanınızda bozuk para taşımayı unutmayın…

Meksiko City otobüs

Şöförün yanındaki mor-beyaz renkli kutuya para atılıyor. Neden bilet sistemine geçmemişler anlam veremedik…

Kadınlara çok fazla taciz olayları yaşadığından; metroda günün yoğun saatlerinde sadece kadınların kullandığı vagonlar var. 12 yaş üstü erkekler binemiyor. Polisler tarafından da binilmesi engelleniyor.

Metroda sadece kadınların ve çocukların bindiği vagon var…

Meksiko City’de geçirdiğimiz 5 günden sonra Meksika’nın güneyine doğru ilerlemeye devam ettik. İlk durağımız ise çok güzel bir şehir olan Puebla.

Meksika hakkında paylaştığımız gözlemlerimizi okumak için tık tık

Keyifli geziler…

Ayfer & Onur Öznar

Faceboook : AyferOnur Seyahatnamesi

Instagram : AyferOnur Seyahatnamesi

Youtube: AyferOnur Seyahatnamesi

 

       

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir