Puno’dan yaklaşık 3,5 saatlik bir otobüs yolculuğu sonrasında Copacabana’ya varıyoruz. Bu süreye şu ana kadar ki en ilginç sınır geçişimizde dahil. Peru–Bolivya sınırına yaklaştığımızda sınırı kalabalıktan dolayı geçemeyeceğimizi düşündük. İnanılmaz bir kalabalık, otobüsün geçeceği yolun üzerinde kurulmuş pazar şemsiyeleri, satıcılar, yürüyenler, karşı yönden gelmeye çalışan arabalar, turistler vs.
San Juan‘da 2004 yılında 3 ay kaldık ve hayatımızdaki ilk kasırga deneyimizi burada yaşadık. 15 Eylül 2004 günü Jeanne kasırgası Porto Riko üzerinden tropik fırtına ile birinci derece kasırga arası bir güç olarak geçti. Henüz güçsüz sayılan bu fırtınanın bıraktığı etkileri gördükten sonra daha büyük bir kasırganın neler yapabileceğini düşünmek bile istemedik. Kasırga sezonu Ağustos gibi başlayıp Kasım ayına kadar sürüyor. Bu süreçte Karayiplere tatil düşünenlerin hava durumunu yakından takip etmesini tavsiye ederiz.
Tapınaklar şehri ve UNESCO tarafından Dünya Miras listesine alınan Angkor Wat’ı barındıran Siem Reap’a büyük heyecanla gittik. Geçirdiğimiz iki gün boyunca hem insanların sıcaklığından, saygısından hem doğal güzelliğinden hem de tapınakların şaheserliğinden inanılmaz etkilendik. Yoksulluğa, toza, sefilliğe rağmen bu şehirde ve çevresinde huzur bulduk. Siem Reap gezimizin unutulmaz anılarımızın arasında her zaman yerini koruyacağından eminiz.
Katlı şehir ismini verdiğimiz Hong Kong’a, Şangay’dan China Eastern havayolları ile yaptığımız 2,5 saatlik rahat bir uçak yolculuğu sonrası vardık.
1842-1997 yılları arasında Birleşik Krallık’a bağlı olan şehir, bugün Çin Halk Cumhuriyeti‘ne bağlı özel bir yönetim bölgesidir. Doğu ve Batı kültürlerini bir arada barındıran Hong Kong; tapınakları, renkli parkları, gökdelenleri, hızlı yaşam tarzı, alışveriş ve eğlence alternatifleriyle renkli bir şehir.
Ağustos 2011 Döviz Kuru : $1= 7.60 HK doları
Hong Kong Havaalanı: Giriş işlemleri yoğunluktan dolayı neredeyse bir saat kadar sürdü. Hong Kong, T.C. pasaportlulardan vize istemiyor. Sadece ne kadar kalacağımızı sordular.
Aguas Calientes, küçük bir backpacker kasabası diyebiliriz. Machu Picchu için geçiş noktası olması nedeni ile oldukça talep görüyor. Türkçe’de sıcak sular anlamına gelen Aguas Calientes kasabası termal kaplıcalarıyla da ünlüdür. Kaplıcaların girişi uygun ancak bizim denemeye fırsatımız olmadı. Kasaba neredeyse hostel, otel ve restoranlardan oluşmuş.
Machu Picchu, senelerdir görmeyi hayal ettiğimiz Dünya harikalarından biriydi. Bir hayalimizi daha gerçekleştirecek olmanın verdiği sevinç ile Cuzco’ya 4 Eylül günü Lima’dan LAN Peru havayolları ile geldik. Poroy – Aguas Calientes arası gidiş-dönüş için Vistadome trenini seçtik ve biletlerimizi Peru Rail’in internet sayfasından aldık. 5 Eylül sabahı 06:53’de Poroy’dan hareket edecek trenimiz için erkenden tren istasyonuna taksi ile geliyoruz. Trende ücretsiz sabah kahvaltı ve içecek servisi yapılıyor, fena değildi. Başka ikramları olmadığı için yanınızda su bulundurursanız iyi olur. Kahvaltıdan sonra yüzünde maske ve yerel kıyafetler içinde bir kişinin otantik dans gösterisi oluyor, açıkcası çok ilgi çekici değildi.
Peru’nun güneydoğusunda Titicaca Gölü kıyısında yer alan Puno şehri ülkenin önemli tarım ve hayvancılık bölgesidir. Peru ve Bolivya arasında bulunan Titicaca Gölü, su hacmi bakımından Güney Amerika‘nın en büyük gölüdür. Bu muhteşem gölü görmek bizim de listemizin başındaydı. Puno’ya Cusco’dan İnka Express’in otobüs turu ile uzun ve zevkli bir yolculuktan sonra akşam üzeri varıyoruz. Kalacağımız oteli “Casa Andina Classic – Puno Plaza” önceden ayarladığımız için otobüs terminalinden taksi ile otelimize direkt gittik. Otele varır varmaz hafiften etkilemeye başlayan yüksekliğin etkisini azaltmak için coco çaylarının olduğu masaya doğru yöneldik. Otele giriş işlemlerimiz yapılırken bir taraftan önümüzdeki günlerin gezi planını yapıp bir taraftan da coco çaylarımızı yudumluyoruz.
1983 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine alınan Cusco her yıl 2 milyonun üzerinde turist tarafından ziyaret edilmektedir. İnka İmparatorluğu’nun başkenti Cusco’ya (İspanyolca Cuzco) Lima’dan LAN Peru havayolları ile 4 Eylül sabahı saat 11’e doğru geldik. Lima havaalanında iç hat uçuşlarında uçuş kapısına gitmeden, güvenlik öncesinde 6.82 Amerikan doları havaalanı çıkış ücreti ödeniyor. Yurtdışı uçuşlarında bu ücret genelde bilete dahil. Soles veya dolar olarak ödeyebiliyorsunuz. Cusco’ya gelmeden önce aklımızda yükseklik ile ilgili ne olacak düşüncesi olduğundan, Lima’da almış olduğumuz yükseklik ilacını (Soroche Pills) uçağa binmeden önce içtik ve düzenli olarak paketi bitirene kadar devam ettik.
Miami’den Amerikan Havayolları ile Lima’ya gittik ve sabah gün ağırmadan Lima’ya varmıştık. Uçakta iki form veriyorlar, biri aile başına gümrük formu (her aile için bir tane) diğeri ise bilgi formu. Bilgi formunun bir parçasını ülkeye girerken alıyorlar diğer parçasını pasaportunuzun arasına koyup geri veriyorlar, aman dikkatli olun seyahatiniz boyunca kaybetmeyin. Ülkeden ayrılırken geri alınıyor. Giriş işlemleri gayet kolay, kaç gün kalacağınızı soruyorlar ve ona göre kalış süresini yazıyorlar. Gümrük formları ise bavulları aldıktan sonra çıkarken görevli tarafından toplanıyor. Bavulunuzu alırken eğer bavulların geldiği bantta göremezseniz telaşlanmayın, bavullar çoğaldıkça görevliler bazılarını alıp yan tarafta yere koyuyorlar, onları da kontrol etmeyi unutmayın, bir önceki uçaktan diye düşünmeyin.
Eski başkent Xian (Şian), İpek Yolu’nun Çin tarafındaki başlangıç noktasıdır. Kalabalık bir şehir olup nüfusu yaklaşık 3 milyon civarıymış.
Pekin’den 19:30’da kalkan trenimiz sabah saat 8:00 civarında Xi’an şehrine geldi. Yolculuğumuz ile ilgili detayları ayrı bir başlıkta yazdık. Tren yolculuğunda edindiğimiz tecrübeleri “Çin’de Tren Yolculuğu” adlı yazımızda okuyabilirsiniz. Geldiğimiz günün akşamı yine tren ile Şangay’a geçeceğiz. Xi’an şehrinde sadece günübirlik bulunuyoruz ve hedefimiz “Terracotta Askerleri’ni” ziyaret etmek. Tren istasyonundan çıkınca bavulumuzu ve sırt çantamızı tren istasyonunun emanetine bıraktık. Tek parça bavul günlük 5 Yuan.
Seul, Asya ülkelerinde ilk gördüğümüz şehir olması ve hayatımızdaki en uzun uçuş deneyimimizi yaşamamızdan dolayı gezilerimizin arasında ayrı bir yeri vardır. Kore Havayolları ile New York’dan 14 saatlik uçuş ile Seul’a geldik. İlk defa denediğimiz Kore Havayollarının gerek servsinden gerekse personelinin ilgisinden çok mennun kaldık. Keyifli bir uçuşun ardından T.C. pasaportlılardan vize istemeyen bir ülkeye gelmenin rahatlığı ile pasaport işlemlerimizi yaptırıp, 24 günlük Uzak Doğu seyahatimizin ilk durağına başlamış olduk.
Dünyanın bu tarafına ilk kez gelmenin verdiği bir heyecan var. Aslında yaz döneminin Uzak Doğu seyahati planlamak için iyi bir dönem olmadığını bile bile zaman sorunundan seyahatimizi ertelemek istemedik. Böyle olunca da seyahatimize şiddetli bir yağmur ile başladık ama yine de her şartta planımızdan ödün vermemeye kararlıydık.
1350 yıllarında kurulan ve 18. yüzyılda Burmalılar tarafından yıkılan Ayutthaya şehri, Tayland’ın Bangkok’dan önceki başkentidir. Tapınakların, müze ve fil parkının yer aldığı Ayutthaya Tarihi Parkı, UNESCO’nun Dünya Miras listesinde yer almaktadır. Prang (kutsal emanet kuleleri) ve devasa manastırların öne çıktığı kalıntılar ihtişamlı geçmişi hakkında fikir vermektedir.
Doğu’nun Venedik’i diye geçen Tayland’ın başkenti Bangkok‘a, Hong Kong’dan Air Asia havayolları ile rahat bir yolculuk sonrası geldik. Uçumuz yaklaşık 2 saat 45 dakika sürdü ve biletimizi Air Asia’nın kendi web sayfasından tek yön kişi başı 120 dolara aldık.
Deniz otobüsüyle Buneos Aires‘e sadece 1 saat uzaklıkta olan küçük bir şehir. Buenos Aires’in kalabalığından sıyrılıp günübirlik dinlenmek, sakince dolaşmak için ideal.
Biz BsAs’de Cordoba Avenue’deki Buquebus acentesinden sabah 08:30 gidiş ve akşam üzeri 18:00 dönüş şeklinde biletlerimizi aldık. İspanyolca bilmiyorsanız, personel İngilizce biliyor ve anlaşmakta sorun yaşanmıyor. İlk önce danışmadan isim yazdırıp sıraya giriyorsunuz, sıranız geldiğinde yönlendirdiği kişiden istediğiniz bilgileri öğrenip, karar verdikten sonra gideceğiniz güne rezervasyonunuzu yaptırıyorsunuz. Daha sonra vezneye ödemeyi yapıp, biletinizi alıyorsunuz. Sabah terminale en az bir saat önce gelmeniz isteniyor. İlk önce alt katta check-in işlemini yaptırıyorsunuz. Biniş kartınızı aldıktan sonra üst kata çıkıyorsunuz.