Niagara Şelaleleri, dünyada görülmesi gereken ilk beş şelaleden biridir. Kuzey Amerika kıtasının doğusunda ABD ile Kanada sınırı arasında Niagara Nehri üzerinde yer almaktadır. Gerek ABD tarafından gerekse Kanada tarafından muhteşem manzarayı izlemek için her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turist akın etmektedir. Özellikle Mayıs-Haziran ve Eylül ayları en yoğun olduğu dönem olup aktivitelerde uzun kuyruklarda beklemeye hazırlıklı olun. Nisan ve Ekim ayları biraz serin olsa da Nisan-Ekim arası Niagara Şelaleleri‘ni görmek için en ideal dönemlerdir.
Georgia eyaleti parklar bakımından oldukça zengin olup doğaseverlere birçok aktiviteyi sunmaktadır. Mümkün olduğunca havanın daha yumuşak olduğu bahar aylarında, hafta sonları Georgia State parkların birinde geçirmeye çalışıyoruz. Gerek kamp gerekse günübirlik yaptığımız gezilerimizden büyük keyif alıp doğanın içinde huzuru buluyoruz.
Eyalet parklarının milli parklardan en önemli farkı bulundukları eyaletlerin koruması ve bakımı altında olmasıdır. Genel olarak parklar hakkında bilgi verecek olursak; Georgia’daki bütün eyalet parklarında park ücreti 5 dolar olup, aktivite ücretleri dönemsel olarak değişmektedir. Birçoğunda çadır, RV kamp alanları ve kabinler kiralanabiliyor ama bazıları minimum iki gece kalışı şart koşuyor. Küçük market, piknik alanı, bazılarında plaj, rafting, ata biniş, yürüyüş–bisiklet parkurları, tenis kortları, voleybol sahası aklınıza gelebilecek birçok olanağı sunuyor.
Dallas’a 2010 yılının Kasım ayında 2 günlüğüne arkadaşlarımızı ziyaret etmek amacıyla gittik. Dallas, Fort-Worth havaalanı oldukça büyük ve yolcu trafiğinin en yoğun olduğu havaalanlarından biridir. Ayrıca Amerikan Havayolları’nın merkezidir. Amerikan Havayolları, Fort Worth’dan hem ABD içinde hem de uluslararası birçok uçuş imkanı sunuyor.
Genel olarak ilk dikkatimizi çeken; düz bir alana yayılmış şehirde, ABD’de yaşadığımız ve gezdiğimiz birçok bölgede mevcut olan yoğun yeşil doğanın eksikliğiydi. Gözlerimiz bir anda çıplaklığa alışmakta zorlandı.
Cusco’dan Puno’ya bir otobüs yolculuğu; Peru İnka Express
Cusco’dan Puno’ya havayolu, tren veya karayolu ile gitmek mümkün. Karayolunu tercih ederseniz ya direkt giden otobüsleri ya da yaklaşık sekiz-dokuz saat süren rehberli tur otobüslerini tercih edebilirsiniz. Biz karayolunu ve Peru İnka Express firmasının turunu tercih ettik. Eğer zaman yönünden sorununuz yoksa kesinlikle tavsiye ederiz. Biraz yorucu olsa da gezilen yerler bakımından ve etrafı tanımak açısından daha iyi. Beş ayrı yerde duruyor, rehber eşliğinde tarihi yerleri geziyorsunuz ve öğle yemeği yeniliyor. Turun fiyatı kişi başı 50 dolar. Giriş ücretleri, açık büfe öğle yemeği ve otobüsteki içecekler fiyata dahil. Web sitelerinden www.inkaexpress.com rezervasyonumuzu yaptırdık ve biletlerimizi otele getirdiklerinde ödememizi yaptık.
Çin’de yapmış olduğumuz iki tren yolculuğu ile ilgili aklımızda kalanlar umarız daha sonra Çin’de tren yolculuğu yapacaklara yardımcı olur.
Pekin’den Xi’an şehrine ve Xi’an şehrinden Şangay’a tren yolculuğu yaptık.
Şangay’dan Hong Kong’a da trenle gitmeyi planlamıştık ama yer olmadığı için biletimizi alamadık ve seyahatimizde ufak bir değişiklik yapmak zorunda kaldık. Galiba Şangay-Hong Kong hattının biletleri daha önceden satışa çıkıyor. Trende tanıştığımız İtalyan çift de Xi’an-Şangay biletini yer olmadığı için alamamış. Onlar da tatil planlarında son dakika değişiklik yapmışlar. Eğer kısıtlı süre içinde seyahat ediyorsanız mutlaka biletinizi önceden ayarlamanızı tavsiye ederiz.
Motosikletle Atlanta‘dan Florida‘ya yaptığımız gezimiz sırasında, Key West‘te kalırken havanın bozması ve daha da kötü olacağını öğrenmemiz üzerine doğu sahillerine doğru yola çıkma kararı aldık. Miami‘de daha önce iki kere kaldığımızdan yaklaşık 45 km kuzeyinde yer alan Fort Lauderdale‘i hedef olarak seçtik.
Key West, Kuzey Amerika kıtasının en güney ucuna yolculuk…
Atlanta’dan motosiklet ile yola çıktığımızda hedef olarak seçtiğimiz, Kuzey Amerika kıtasının en güney noktası olan Key West ‘e ikinci gelişimiz. Daha önce 2007 yılının Mayıs ayında gelmiş ve 2 gün kalmıştık. Miami‘den araba ile yaklaşık üç saat sürüyor.
2012 yılında spor motosiklet ile yapmış olduğum Deals Gap gezisinde yollar ve manzaralar çok hoşuma gitmiş ve ilk fırsatta daha detaylı bu bölgeyi gezmek için dönmeyi hedeflemiştim. 2013 yılının yazı sürekli yağmur ile geçmiş ve fırsat bulup gidemedik diye üzülürken Ağustos ayının son haftasında Cumartesi günü yağmur yağarsa yağsın ne yapalım diyerek yola çıktık.
Yağmurlu geçen yaz günlerinde maalesef motosiklet ile istediğimiz gibi gezememiştik. Yazın son günlerinde bir yerlere gitmek için can atıyorduk ve bir hafta sonu kuzeye Deals Gap’e gidip New Jersey’den gelen arkadaşımız ile buluşup hep birlikte Atlanta’ya geri döndük. Önümüzdeki hafta Pazartesi günü tatildi ve 2 gün daha izin alıp kendimize 5 günlük bir fırsat yarattık. Hava maalesef gitmek istediğimiz Blue Ridge Parkway’de yine yağmurlu gösteriyordu. Son güne kadar nereye gideceğimize karar veremedik. Perşembe sabahı hedefimiz New Orleans diyerek iki motosiklet yola çıktık.
Blues ve Caz’ın kalbinin attığı şehir: New Orleans
ABD’nin en renkli şehirlerinden New Orleans, 1700’lerde Fransızlar tarafından kurulmuştur. Mississippi nehri sayesinde, 1800’li yıllarda liman kenti olarak gelişmiş ve önemli bir ticaret merkezi olmuş. 1803 yılında ABD, New Orleans’ın da dahil olduğu Fransızların hakimiyetindeki bölgeleri satın almış.
Ekim ayının ilk haftasında kullanacağımız bir haftalık izin için kendimize 10 günlük iki rota belirlemiştik. Ya kuzeye Kanada’ya ya da güneye Key West, Florida’ya kadar gitmeyi planlamıştık. Havaların kuzeyde daha fazla yağmurlu olmasından dolayı seçimimizi yola çıkmadan bir iki gün önce güneye Key West‘e gitmek üzere belirledik.
Los Angeles’da yaşadığımız yıllarda fırsat buldukça gittiğimiz San Diego belki de ABD’de en yaşanası şehirlerden biridir. Bu sadece bizim değil birçok kişinin genel görüşü diyebiliriz. San Diego’nun bu kadar tercih edilmesindeki etkenler; tüm yıl boyunca ılıman havası, yaşam standardı, Los Angeles’a göre daha uygun fiyatları, plajları ve renkli hayatı diyebiliriz.
Maui adasına 2005 yılının Mayıs ayında bir haftalığına gittik ve Ka’anapali plajında Hyatt Regancy otelinde kaldık. Ka’anapali plajının uzun ve güzel bir sahili var. Deniz açısından adadaki en iyi plajlardan birisi sayılabilir ve Maui adasının en az yağmur alan bölgelerinden biridir. Otellerin kendilerine ait özel plajları yok, herkes istediği bölgeden denize girebiliyor. Oteller ve kumsal arasında kalan ve yaklaşık yarım saat süren bir yürüyüş yolu var. Bu yol kullanılarak alışveriş ve restoranların olduğu bölgeye rahatlıkla ulaşılıyor.
Her gittiğimizde sanki ilk defa görüyormuşuz gibi bizi büyüleyen New York şehri kimine göre sadece bina yığını, kalabalıklık kimine göre ise 24 saati dolu dolu yaşayabileceğiniz etkileyici bir şehirdir. Belki New Jersey’deki sakin hayatımızın içinde arasıra kaçamak yaptığımız, İstanbul özlememizi bir nebze de olsa giderebildiğimiz için bu şehrin bizde ayrı bir yeri vardır. New Jersey’de yaşadığımız 5 senenin 3 senesinde iş sebebi ile haftada en az 3 kez Manhattan’a gidiyordum. İstanbul’da sabah Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçmek gibi düşünebilirsiniz. Trafik… Ayrıca hafta sonları da Manhattan’daki eğlence mekanlarını tercih ederdik. Birçok mekanın isimlerini hatırlayamasak da elimizden geldiğince gideceklere fikir verebilmesi ve az da olsa yardımcı olabilmek için aklımızda kalanları aktarmaya çalışacağız.