• Machu Picchu, Peru
  • Toronto, Kanada
  • Arctic Circle, Alaska
  • Crater Lake, Oregon
  • CA-1 Highway
  • Ushuaia, Argentina
  • Antarktika
  • Antarktika
  • Ekvador

Nafplio Gezisi

Palamidi Kalesinden, Nafplio – Mora Yarımadası

Tarihte Romantik Bir Gezinti Nafplio”

Atina’ya geldiğimizden beri günlerimizi en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz. İlk önce yakın bölgeler diyerek; gözümüzü Doğu Mora Yarımadası’nda (Peloponnese-Peloponnesus) yer alan liman şehri Nafplio’ya (Nafplion) diktik. Nafplio, Yunanistan’ın en romantik şehirlerinden biri diye biliniyor. Ayrıca Yunan devletinin ilk başkenti olması ve öncesinde tarihsel önem de taşıyor.

Adalardan çok daha fazlasını barındıran ülkeyi sindirerek gezmek tahminimizden daha uzun süreceğe benziyor. Atina’ya kadar gelip de Mora Yarımadası’nı eksik bırakmanın haksızlık olacağını düşünüyoruz. Korint Kanalı ile anakaradan ayrılmış olan Mora Yarımadası; Ege, Akdeniz ve İyon (İyonya) Denizleri ile çevrilidir. Antik şehirleri, doğal güzelliği, zeytinlikleri, üzüm bağları, portakal bahçeleri, birbirinden güzel plajları barındıran bir yerin cezbedici güzelliğini eminiz sizde gözünüzde canlandırabiliyorsunuzdur.

İşte böylesi güzel koylar sizi bekliyor. Manzara, Nafplio’daki Palamidi Kalesinden…

Mora Yarımadası’ndaki ilk durağımız antik şehir Epidavros olmuş ve sahil kasabası çok hoşumuza gittiğinden tahminimizden uzun süre geçirince biraz geçe kalmıştık. O yüzden daha kısa mesafe yol giderek Nafplio’da kalmaya karar verdik. Bu bölge kışın hariç oldukça talep görüyor, o yüzden hemen bir yer bulmakta sıkıntı yaşadık. Birkaç turdan sonra çok pahalı olmayan Nafplio otelle kahvaltı dahil anlaştık. Odaya yerleşir yerleşmez gün batımını izlemek üzere sahildeki kayalıklara gittik.

Gün batımını izlediğimize göre şehirde gezinti başlar…

Tarihi şehir, mitolojiye göre; denizler tanrısı Poseidon ile Argos kralı Danaus (Danaida)’un kızı Anymone’nin oğulları Nafplios tarafından kurulmuş. Kısaca Mora Yarımadası’nın bizimle olan tarihine değinecek olursak: Türk beylikleri Mora Yarımadası’na 14. yüzyıl başlarında akınlar yapmaya başlamışlar. Mora’nın kesin olarak Osmanlı hakimiyetine geçişi, 1458 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından sağlanmış. 1683’te 16 yıl kadar sürecek olan “Kutsal İttifak Savaşları” başladığında kutsal birliğe katılan Venedikliler, Mora’yı ele geçirmişler.  Nafplio (Osmanlı döneminde adı Anabolu), Mora’daki Venedik idaresinin merkezi olmuş, yeniden imar edilip bazı askeri tesisler yapılmış. 1699’da Karlofça antlaşmasıyla Mora, Venediklilere bırakılmış.  Yeniden Osmanlı İmparatorluğu yönetimine geçmesi ise 1718’de Pasarofça antlaşmasıyla olmuş.

Nafplio’daki Ayios (Agios) Georgios Kilisesi; 16. yüzyılın başlarında Venedikliler tarafından yaptırılmış, 1540 yılında Türkler tarafından camiye çevrilmiş ve Yunan devleti kurulduktan sonra tekrar kiliseye dönüştürülmüş.

1821 yılında yarımadada başlayan isyan (Yunanlara göre bağımsızlık savaşı) sonrasında Yunanlar bağımsızlıklarını kazanınca buralarda yaşayan Türk halkı da Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmış. Bu arada tarihi eserler de tahribata uğramış. 1829’da Edirne antlaşmasıyla Mora’da ve kuzeyindeki bölgede bağımsız bir Yunan devleti kurulması kabul edilmiş. Nafplio, 1834 yılına kadar yeni doğmuş Yunan devletinin ilk başkenti olmuş.

Palamidi Kalesinden şehre genel bakış ve kalenin girişi…

Spartalılar, Bizanslılar, Frenkler, Venedikliler ve Türk fatihlerinin bıraktığı izler yüzyıllar boyunca kültürünü, mimarisini ve geleneklerini de etkilemiş. Antik surlar, ortaçağ kaleleri, anıtlar ve heykeller, neoklasik yapılar, eşsiz mimarisi ve güzelliği ile sanki tarihte kısa bir yolculuk yapıyorsunuz… Tabii ki etraftaki mağaza, restoran ve kafeleri görmezseniz. 😊

Rengarenk gezmesi oldukça keyifli bir şehir Nafplio…

Şehirde 3 kale var. 216 metre yükseklikte yer alan Palamidi Kalesi neredeyse şehrin her noktasından görülebiliyor. Otelimizin balkonu da direkt kale manzaralı. Akşam kapalı olma ihtimaline karşılık kaleyi yarın sabah ziyaret etmeye karar verdik.

Kaldığımız Nafplio otelin balkonundan manzaramız… Palamidi Kalesi

Açıkcası sahilini de pek keyifli bulduk. Sahildeki restoran ve kafeler denizin ortasında küçük adacığın üzerinde yer alan Bourtzi Kalesi’ni karşılarına almış. Kale 1471 yılında Venedikliler tarafından savunma amaçlı yaptırılmış. Yaz dönemi kaleye tekneler ile gitmek mümkün…

Bourtzi Kalesi

Palamadi Kalesinin alt tarafında ise Naplio’nun en eski kalesi Akronafplia bulunuyor. Bu bölgenin tarihi Bronz Çağ’a kadar uzanıyormuş. Osmanlılar kaleye “İç Kale” demişler.

Akronafplia Kalesi

Sahilde günü batırdıktan sonra Nafplio’nun ana meydanına doğru Syntagma’ya (Sintagmatos Square) ilerledik. Şehrin tam kalbinde önemli tarihi binalara ve anıtlara yer verilmiş. Osmanlı döneminden kalma minaresiz iki cami ve Arkeoloji Müzesi ilk göze çarpanlar. Trianon (Ağapaşa Cami) 1500’lerin sonuna doğru inşa edilmiş. Günümüzde yerel tiyatroya ev sahipliği yapıyor. Diğer eski cami Vouleftikon (Vuleftiko Cami); Osmanlılar tarafından 1730’da inşa edilmiş. Yunan devletinin ilk parlamento binası olmuş, sonrasında ise hapishane olarak kullanılmış. Günümüzde ise daha çok konserler için kullanılıyormuş. Osmanlı döneminden kalma bazı çeşmeler de tespit edilmiş ama bizim dikkatimizi çekmedi.

Vouleftikon, Nafplio

Syntagma Meydanı

Kendimizi bıraktık eski şehrin begonvillerle süslü, taşlı, dar sokaklarına. Öyle çok büyük bir yer beklemeyin ama aynı sokakları sanki ilk kez geçiyormuşuz gibi tekrar tekrar keyif alarak dolaştık. Neoklasik binalar, çiçeklerle donatılmış balkonlar, renkli butikler, önlerinde oturan esnaf, şirin kafeler ve restoranlar vs.

Sokak aralarından…

En hareketli ve uzun sayılacak sokağı Vasileos Konstantinou’den devam edecek olursanız Plateia Trion Navarchon (Üç Amiraller Meydanı) meydanına çıkılıyor. 1827 yılında Mora Yarımadası’nın batı kıyısındaki Navarin koyunda Osmanlılarla savaşan ve galip gelen İngiliz, Fransız ve Rus donanmalarının komutanlarına ithafen meydana bu isim verilmiş. Meydanda Belediye Binası, Yunanistan’ın ilk kralı Otto’nun (Othona’nın Alman olduğunu not düşelim.) heykeli ve anıtlar bulunuyor. Tarihte yolculuk ederken etrafın canlılığı ile içiniz açılıyor. Açıkcası buraya gelirken bu kadar hoşumuza gideceğini tahmin etmemiştik.

Palamidi Kalesi her yerden kendini gösteriyor…

Gece hayatı ne kadar hareketlidir bilmiyoruz ama birkaç tane bar ve gece kulübü dikkatimizi çekti. Hatta baktığımız hostellerden teki bu gece kulübünün tam karşısında olunca kalmaktan vazgeçtik. Sabaha kadar açık olduklarını ama dışarıya gürültülerinin gitmediğini söyleseler de kapı önündeki gürültüyü engelleme şansları olacağını sanmıyoruz.

Akşamından, henüz erken sayılır hareketlilik yeni yeni başlıyor…

Otelimizi ayarlerken sabah zaman kaybı olmasın diye özellikle kahvaltılı seçmiştik. Ama oldukça vasat bir kahvaltısı vardı, içeriğini sormak gerekiyormuş. 😊 Eşyalarımızı otelin emanetine bırakıp Palamidi Kalesi’ni görmek üzere motorumuza atlayıp yola koyulduk. Aslında araç ile gidildiğini bilmiyorduk, oldukça dik 857 basamakla (999 basamak olduğu da söyleniyor) kaleye çıkılıyor diye biliyorduk. Resepsiyondaki görevli “motorunuz varken deli misiniz o basamakları çıkacaksanız” diyince araçla da gidilebildiğini öğrenmiş olduk.

Araçla gidiş yolu da keyifliymiş…

Ama basamaklar da aklımızda kaldığından ilk önce sabah erken saatte basamakları tırmanmaya başladık. O kadar rüzgarlıydı ki yarı yoldan geri döndük. Manzaranın güzel olduğunu söyleyelim ama kaleden daha da muhteşem. Ayrıca Palamidi Kalesi; Hop-On Hop-Off gezi otobüslerinin de bir durağı, bu otobüsle şehrin önemli yerlerini 8 Euro karşılığı gezmek mümkün.

Palamidi Kalesine merdivenlerle çıkacak olursanız, manzaralar yukarıya çıktıkça güzelleşiyor…

Palamidi Kalesine gelince; Venedikliler tarafından savunma amaçlı yapılmış ama daha sonra hapishane olarak kullanılmış. İşin ilginci bağımsızlık savaşının kahraman komutanı diye tarihe geçmiş Theodoros Kolokotronis’in de hücresi var.  Neden mi Otto’nun krallığında önce Bavyera rejimine karşı olmasıymış, yani tarih birazcık karışık biraz da karanlık buralarda da… Bununla birlikte 8 kale burcu, surlar, kilise, su tankları ve ayaklarınızın altında eşsiz bir manzara sizi bekliyor.

Bu eşsiz manzara Palamidi Kalesinin tepesinde sizi bekliyor…

Kalenin girişi kişi başı 8 Euro, öğrenci 4 Euro (Avrupa Birliği öğrencileri ücretsiz). 1 Kasım–31 Mart arası ayın ilk pazar günü giriş ücretsiz ve diğer günlerde de yarı fiyat. Bazı resmi tatil günlerinde de ülkedeki bütün ören giriş yerleri ücretsiz aklınızda olsun…

Ücretsiz giriş bilgisi…

Palamidi Kalesinden, Nafplio

Kaleyi gezip bol bol fotoğraf çektikten sonra şehre öğle yemeği için geri döndük. Yemek sonrası dondurmacılardan gözümüzü alamayıp birine girdik. Gerçekten oldukça lezzetli bulduk. ABD’de Georgia eyaletinin liman şehri Savannah’da çok ünlü bir dondurmacının sahibinin babadan oğula geçen çok eski bir Yunan aileye ait olduğunu öğrendiğimizde şaşırmıştık. Ve inanılmaz keyif alarak dondurmalarını tatmıştık, lezzetlerinin sırrı anlaşılıyor. 😊

 

Bu renkli sokaklarda bir kez daha dolaşıp ayrılmak istemedik…

Nafplio’da gezilecek görülecek yerleri ilgi alanınıza göre gezdikten sonra bunları da yapmadan dönmeyin deriz…

  • Gün batımında, Akronafplia’nın kayalık manzarasının hakim olduğu, şehirdeki en popüler yürüyüş (Arvanitia, 1 km uzunluğunda) yolunun etrafında romantik bir gezintiye çıkın…
  • Güneşin dağların arkasından süzülüşünü ve kırmızıya boyanmış koyu izleyerek sevdiğiniz içeçiğinizi yudumlamak keyifli olacaktır.

Gün batımının arkasından…

  • Eski şehir bölgesinde Yunan mutfağından lezzetler tatmadan, kahve içmeden dönmeyin deriz. Ayrıca hediyelik eşya dükkanlarının oldukça renkli olduğunu, küçük butiklerinin de alışveriş yapmayacakları bile içine çektiğini hatırlatalım.
  • Sandalet mağazaları Yunanistan’da da çok yaygın ve göz atmaya değecek güzel modeller var…
  • Yerel ürünlerin satıldığı dükkanlardan tatlarına bakabilirsiniz. (Bal, şarap, zeytinyağ vs.) İsterseniz tabii ki alabilirsiniz. 😊

Biri sandalet mi dedi? 🙂

Yaz aylarında buradaysanız plajlarını da göz önünde bulundurarak kalış sürenizi ayarlamanızı tavsiye ederiz. Arvanitia, Karathona yakın plajları, ayrıca Nea Kios, Miloi ve Kiveri plajları da alternatif olabilir. Şehrin yakınındaki önemli tarihi bölgelere de (Mykines- Mycenae, Epidavros- Epidaurus gibi) yarım günlük özel turlarla gitmek mümkün. Güncel fiyatlar ve şartları için linki tıklayınız… nafpliocitytour.gr/tours/private-tours/

Bu koyları eminiz kaçırmak istemezsiniz… Nafplio, Mora Yarımadası

Epidavros yazımız için linki tıklayınız… TIK TIK

Atina – Nafplio Arası Ulaşım

Nafplio, Atina şehir merkezine yaklaşık 135 km, 2 saat kadar uzaklıktadır. Eğer aracınız yoksa; araba kiralamadan da Atina’dan ulaşım var. Atina’dan Kifissos (Kifissou) otobüs durağından düzenli olarak kalkan otobüs seferlerine (KTEL) linkten www.ktelargolida.gr ulaşabilirsiniz. Bilet fiyatları; kişi başı tek yön 14.40 euro, çift yön 23 euro ve dönüş biletini 1 aydan uzun bir tarihe alamıyorsunuz. (2018 başı fiyatlarıdır.) Otobüsü biz kullanmadık ama kardeşlerimiz kullandı, mennun kaldılar.

mıy Dönüş yolunda TOLO sahil kasabasına da uğradık, kamp yapmak isteyenler için bu bölge ve çevresinde alternatif çok fazla…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir