Doğası, tarihi, sıcacık insanları, lezzetli mutfağı ve kültürü ile sımsıcak sizi saracak olanSicilya için “Sicilya’yı görmeden İtalya’yı anlamak mümkün değildir” diyen Goethe‘ye katılmamak elde değil.
Sicilya, deniz tatili için harika destinasyonlardan biri olsa da dört mevsim gezilebilebilir. Özellikle Noel ve Yeni Yıl kutlamalarının çok eğlenceli olduğunu öğrenince biz de rotamıza ekledik ve 18 Aralık sabahı erkenden yola çıktık.
İtalya yol notlarının ikinci bölümü Lucca’dan başlayarak Siena, Toskana, Roma, Pompei ve Amalfi kıyılarından sonra Sicilya’ya geçişe kadar olan bölgeyi kapsıyor. Bölüm-1 için linki tıklayınız. İtalya Yol Notları-1
9 Aralık gününü Lucca‘da geçirdik. Dün gece yoğun yağmur ile ulaştığımız şehirde bugün de yağmur devam etti. Yağmura rağmen bu güzel Orta Çağ şehrini gezmek çok keyifliydi.
Avrupa gezimizin son 30 gününe İtalya planı yaparak devam ettik. Motosiklet ile 2017 yılında gördüğümüz bölgeleri pas geçerek Verona-Venedik, Floransa ve çevresi, Cinque Terre köyleri ve Portofino, Roma, Amalfi, Sicilya ve Bari çevresi olarak kendimize rota çizdik. Yazımızın uzun ve sıkıcı olmaması için İtalya Gezisi Yol Notları-1 , İtalya Gezisi Yol Notları-2 ve Sicilyadiye böldük.
Cinque Terre, İtalyan Rivierası’nda beş güzel yamaç köyünden oluşan engebeli bir sahil şerididir. Yakın zamana kadar yalnızca katır yolları ile birbirine bağlanan beş eski balıkçı köyüne (Monterosso, Vernazza, Corniglia, Manarola ve Riomaggiore) günümüzde demiryolu veya denizden de ulaşım var.
Kjerag, Pulpit ve Trolltunga yürüyüşleri Norveç’e gelindiğinde ilk akla gelen rotalar arasındadır. Hava şartları izin verirse bu rotalardan en azından birini yapmak çok istiyorduk ve Kjerag’da karar verdik.
Norveç’in eşsiz manzaraları ve yürüşün sonunda 1084 metre yükseklikte iki blok arasına sıkışmış kaya parçası (Kjeragbolten – Kjerag Kayası) ile ödüllendiğiniz rota zor diye geçiyor. Hele de bizim gibi kaya tırmanışına alışkın olmayanlar için 🙂 Ama adrenalin işin içine girince olmazlar olur oluyor.
Kastoria’dan ayrılıp enfes dağ yollarını geçerek Konitsa üzerinden Zagori bölgesinin bir bölümünü gezdikten sonra Yanya’ya ulaştık. Pamvotida Gölü’nün yanına kurulan Ioannina (Yanya) şehri uzun yıllar (1431-1913) Osmanlı idaresinde kalmış. O yüzden şehrin hemen hemen her yerinde de Osmanlı izlerini görmek mümkün. Kalışımızı bir günümüzü şehir içine bir günümüzü de yine Zagori bölgesini gezecek şekilde planladık.
Kastoria’dan günübirlik yaptığımız geziler sırasında uğradığımız Edessa şehri ve Pozar Kaplıcaları görsel güzellikten çok daha fazlasını barındırıyor.
“Edessa, Tanrı’nın göğe çıkmak için üzerinde durduğu bir basamaktır.”(Menelaos Lountemis)
3000 yıllık bir tarihe sahip Edessa, sular şehri olarak da bilinir ve 12 şelalesiyle ünlüdür. 522 yıl kadar Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyetinde kalan Vodina (Edessa) Balkan Savaşları sonrasında Yunanistan Krallığı’na geçmiş.
Yunanistan’ın birçok bölgesini görmüş ama Kastoria hiç aklımıza gelmemişti. Onur, iş yerinde Yunan arkadaşına nerelisin diye sorduğunda ‘Kastoria’ diyor Olga ve devamında çok güzel bir şehir mutlaka görmelisiniz diye tamamlıyor. Hele de sonbahar ve kışın görsel şov yapar diye de ekliyor. Eh, bize de gitmek düşer…
2021 Ekim ayında fırsat bulup yağmurlu bir akşam varıyoruz Kastoria’ya. Uzun yıllar Osmanlı hakimiyetinde kalmış şehrin Osmanlı döneminde kullanılan adı Kesriye.
8 Mayıs’ta Ayvalık’tan çıkıp 12 Haziran’da Ayvalık’a geri döndüğümüz, beş haftalık güneydoğu gezimizin notlarını bu yazımızda derledik. Umarız ülkemizin eşsiz güzelliklerini barındıran güneydoğuyu bir nebze de olsa hissettirip keşfetmek isteyenlere klavuz olur.
Avusturya Lienz şehrine yakın kamp yaptığımız Camping Falken’den sabah bol kahkahalı ve fotoğraflı kahvaltı sonrası Hırvatistan maceramız için ayrıldık. Gece kamp alanında tanıştığımız motorcu dostlar ile sabah epey şamata yaptıktan sonra herkes gideceği yöne doğru yola çıktı.
Her yıl düzenlenen birbirinden ilgi çekici festival ve etkinliklere ev sahipliği yapan Miami yıl boyunca canlılığı ile ziyaretçilerinin ilgi odağı oluyor. Gezinizi bunlardan birine denk getirmek keyifli olacaktır. Miami festivaller ve etkinlikleri aylara göre sıralayacak olursak:
Art Deco Weekend: Ocak ayının ortası gibi düzenlenen festivalde: sanat sergileri, geçit törenleri, müzik performansları, moda gösterileri, yürüyüş turları vs. 80’den fazla etkinlikle Art Deco Historic District‘in kalbini keşfedeceksiniz. Her yıl 400.000’in üzerinde katılımcı ile kutlanan festival döneminde Miami’de bulunmak keyifli olacaktır.
Onur’un çocukluğunun bir bölümünün geçtiği Eskişehir’e, defalarca gelmemize rağmen şöyle tarihini ve dokusunu hissederek gezdiğimizi söyleyemeyiz. Bu seferki Eskişehir gezimiz, burada yaşayan kuzenlerimizin rehberliğinde farklı olacaktı 😊. Ve iki gece kaldığımız Eskişehir’den “bu şehirde yaşanır” diye ayrıldık…
Mayalar’a göre; Pok-A-Tok (Pok Ta Pok veya Pok Ta Tok), Aztek’lere göre Tlachtli diye bilinen top oyunu bugün Ulama olarak adlandırılıyor. Her Mezoamerikan antik kentinde en az bir tane olduğu tahmin edilen top sahalarının, yaklaşık 1300 tanesi bulunmuştur. Bilinen en eski top sahası; MÖ 1400 yılına kadar uzanıyor ve Paso de la Amada-Meksika’da bulunmuştur. Günümüzde de keşifler devam ediyor.
Denizi, tarihi ve doğası ile büyüleyen Akdeniz’in incisi Kekova, tekrar tekrar gelinecek yerler arasındadır. Kekova (Likya dilinde: Dolichiste); Simena Antik Kenti’ni (Kaleköy), Üçağız Köyü, Aperlai (Su) İskelesi, 7.2 km uzunluğundaki Simena’nın karşısında yer alan Kekova Adası’nı içine alan bölgenin genel adıdır. Kekova ve çevresi 18 Haziran 1990’da Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından sit alanı olarak ilan edilmiştir. Tüm yüzüş ve dalışların hükümet tarafından özel izin alınarak yapılması kararlaştırılmışsa da sonraki yıllarda bu yasak, tarihi batık alanlar haricindeki yerler için kaldırılmıştır.