• Machu Picchu, Peru
  • Toronto, Kanada
  • Crater Lake, Oregon
  • CA-1 Highway
  • Antarktika
  • Antarktika
  • Ekvador
  • Susten Pass
    Susten Pass
  • Omotepe, Nicaragua
  • Buenos Aires
  • Nafplio, Greece

Akropolis Müzesi

Akropolis Müzesi

Akropolis Müzesi – Atina

Akropolis Müzesinde tarihle birkaç saat

Atina denince ilk aklımıza gelen simge kuşkusuz ki kutsal bir kayanın üzerinde yükselen Akropolis oluyor. Hemen hemen 2.500 yıllık tarihinde yangın, yıkım geçirip değerli tarihi parçalarının özellikle İngiltere ve Fransa’ya kaçırılmasına rağmen şehrin silüetini süsleyip bize tarihi hatırlatmaya devam ediyor. Akropolis’i görmeden Atina gezisi eksik kalır. Akropolis’i her ne kadar ziyaret etseniz de müzesini de görmezseniz geziniz biraz daha eksik kalacaktır. Aslında önce müzeyi gezip Akropolis’in hikâyesini dinledikten sonra Akropolis’e çıkıp kendisini gezmek daha anlamlı ve keyifli olacaktır.

Yazın gidecekseniz bileti internetten almakta fayda var. Biz gittiğimizde de 15-20 dakikalık bir kuyruk vardı. Daha da uzun olabiliyormuş. Ayrıca sırt çantalarıni da müzenin iç bölümüne almıyorlar. Binaya girdikten sonra çantalar için emanet bölümü yapmışlar. İçeriye su kabul ediliyor. Giriş ücreti:5 euro (Ağustos 2018)

Müze giriş sırası

Müze için sıradayız…

İkinci katta ise Akropolis manzaralı restoran ve kafeterya var. Ayrıca giriş katında da hediyelik eşya satan bölümün arkasında bir kafe daha var.

Müzeden Akropolis'e bakış...

Akropolis manzaralı restoran ve kafeterya

Müzede Neler Sergileniyor?

Biletinizi aldıktan sonra müzenin sergi kısmının girişine yöneliyorsunuz. Geniş bir koridordan hafif eğimle yukarıya çıkılıyor. Sağ ve solunuzda Akropolis’in yamaçlarından  çıkarılan çanak, çömlek ve bilgilerine yer verilmiş. Bilgiler hem İngilizce hem de Yunanca. Yürüdüğünüz koridorun altı ise cam. Bu camın altında ise müzenin alt tarafında yapılan kazı alanını görüyorsunuz. Yakın gelecekte burayı da ziyaretçilere açmayı planlıyorlarmış.

Birinci kata doğru

Koridorun sonunda ise sizi tarihi kayıtlardan şu anki Parthenon’un olduğu yerde yapıldığı düşünülen Hekatompedos’dan geriye kalanlar karşılıyor.

Koridorda ve 1. katta kesinlikle fotoğraf çekmek yasak. Bu konuda çok hassaslar elbette birçok insan elinde cep telefonu ile etrafı fotoğraflamak için uğraşıyor. Görevliler de sürekli çekmeyin diye koşturuyor. Ancak müzenin 2. ve 3. katında fotoğraf çekmek yasak değil. Ve giriş bölümünü de yukarıdan aşağıya doğru fotoğraflayabiliyorsunuz. O yüzden ilk kat veya koridorda fotoğraf çekeyim diye çok kastırıp görevlilerden azar işitmeye değmez 🙂 .

Müze; giriş bölümü hariç 3 kattan oluşuyor. 1. ve 3. katta sergi bölümleri var. 2. katta ise kafe, restoran, teras ve okuma bölgesi olarak tasarlanmış.

Birinci katta Hekatompedos, Athena Nike, Erechtheion tapınaklarından çıkarılan tarihi eserler sergileniyor. Maalesef birçok eser bugüne kadar bütün halde kalamamış. Heykellerin hemen hemen hepsinin eksik yanları var. Ancak Akropolis’in başına gelen yıkım, yangın ve yağmalamaları düşününce bu durumu normal karşılamak gerekiyor. Heykellerin üzerindeki motifler çok güzel. Renkleri günümüze kadar gelememiş ancak renkli motiflerini örnek olarak sergiliyorlar. Mermer heykellerin üzerinde çok ince çalışılmış. O zamanki heykeltraşlara saygı duymamak mümkün değil. Ayrıca 1. katta sorunuz olursa diye danışmak için bir arkeolog vardı. Açıkcası çok hoş bir fikir. Aklınıza takılan soruları büyük bir heyecan ile birinci elden dinlemek tarifsiz. Birinci katta arka tarafa doğru geçtiğinizde Athena Nike tapınağının bir bölümünü tutan 5 tane karyatit (kadın heykeli) var. Burada fotoğraf çekmek serbest ve giriş bölümü de çok net fotoğraflanabiliyor.

Karyatit

Ikinci kattaki kitap okuma bölümüne geçilen koridordan da rahatlıkla 1. kattaki sergi alanını fotoğraflayabilirsiniz. Kitap okuma bölümünde ücretsiz wi-fi var. Burada Yunanistan’da bulunan diğer antik şehirler ile ilgili bir kitaba da göz atmayı ihmal etmedik. Görülecekler listemiz de gittikçe kabarıyor.

Müzenin fotoğraf çekilmesi yasak olan birinci katı…

Müzenin en etkileyici bölümü

Bizce müzenin en etkili bölümü sadece Parthenon’dan kalanların sergilendiği  3. kat. Bu kata çıktığınızda karşınızda dev bir ekran göreceksiniz. Önce bu ekranda gösterilen videoyu izlemekte fayda var. Katta sergilenenn tarihi eserler ve Parthenon detaylıca anlatılıyor. Hatta merdivenlerin arkasında kalan bir ekran daha var. Orada ise Parthenon’dan çalınanlar anlatılıyor. Her ikisini de izleyince bu katı daha bir keyifle gezersiniz.

Videoyu kaçırmayın….

Parthenon’un dört tarafındaki mermer kabartmalar tasvir edilmiş. Hatta gezerken Akropolis’de Parthenon’u dıştan dolaşıyor gibisiniz. Her yönde yer alan tasvirlerde Yunan mitolojisinden hikâyeler anlatılmış. Truva savaşı, Amazonlar ile savaş gibi. Ayrıca tapınağın iki tarafını çatıya bağlayan üçgen bölümün içinde olan heykeller de çok etkileyici. Bir yüzünde Posedion ile Athena’nın çekişmesi, diğer yüzünde ise Athena’nın dünyaya gelişi tasvir edilmiş.

Athena ile Posedion’un amansız çekişmesi…

Parthenon 16.500 mermer parçanın birleştirilmesi ile yapılmış çok etkileyici bir yapı. Geriye kalanlar bile hâlâ çok etkileyici duruyor. Bombalanıp yağmalandığını ve birçok parçasının da kaçırıldığını düşününce üzülüyorsunuz.

Özellikle 1801 yılından sonraki 4-5 yıl boyunca İngiliz büyükelçisi birçok değerli parçayı İngiltere’ye kaçırmış. Kaçırılanlar British Museum’da sergileniyor. Ayrıca Fransızlar da İngilizlerden aşağı kalmamışlar onlar da kaçırdıklarını Louvre’de sergiliyorlar.

Mermer heykelin ayrılışı

Müzeyi gezerken üzüldüğümüz şeylerden bir tanesi de birçok yerde Osmanlı yerine Türk diye bahsederek olumsuz olayları sadece bize yüklemiş olmaları oldu. Mesela Venedikliler saldırıyor ve Akropolis’i top atışına tutuyor bu esnada Akroplis’de olan Türk garnizonun cephaneligi patlayıp büyük hasar veriyor. Bunu bazı yerde böyle anlatmışlar ancak bazı bölümlerde Türk topları zarar verdi diye yazmışlar. Sanki Türkler Akropolis’i top atışına tutmuş etkisi yaratılmış. Aşağıdaki örnek doğru olanı…

Acropolis’in başına gelenler…

Tavsiye:

Akropolis’i gezmeyi düşünüyorsanız önce müzeyi ziyaret edip hikâyesini öğrendikten sonra Akropolis’e çıkmanızı tavsiye ederiz.

Ortalama 2 saat yeterli olacaktır. Bu süreç ilginize göre azalabilir veya artabilir.

6 Mart (Melina Merkouri’nin Ölüm Yıldönümü), 25 Mart (Bağımsızlık Günü), 18 Mayıs (Uluslararası Müze Günü), 28 Ekim (Hayır Günü) günleri müzeye giriş ücretsiz. Daha detaylı bilgi için web sitesi; Müze Detayları

Ayfer & Onur Öznar

Faceboook : AyferOnur Seyahatnamesi

Instagram : AyferOnur Seyahatnamesi

Youtube: AyferOnur Seyahatnamesi

 

 

 

       

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir