• Antarktika
  • Antarktika
  • Salda, Turkiye

San Cristobal de las Casas

San Cristobal de Las Casas

Oaxaca’dan, San Cristobal de las Casas’a bir günde gitmemizin zor olacağını düşünerek yolumuzun üzerinde bulunan Tehuantepec kasabasında mola vermeyi planlayarak Pejman’la birlikte yola çıktık. Bazen yağmurlu bazen bunaltıcı sıcakta yolumuza devam edip akşam üzeri Tehuantepec’e ulaştık. Burayı arada kalacak alternatif olmadığından seçtik, yoksa kasabanın bir özelliği yok. Hatta akşam kasabanın içinde yemek yiyecek bir yer bile bulamadık. Oldukça salaş bir yer olmasına rağmen her yerde ayakkabı mağazalarının olması oldukça dikkat çekiciydi 😊. Ertesi günü Tuxtla şehri civarında yakalandığımız yağmur dışında çok keyifli bir yolculuk sonrası ilk hedefimiz olan Sumidero Kanyonuna ulaştık. Kanyon gezisi sonrası gece yağmurla beraber San Cristobal de Las Casas şehrine vardık.

Oaxaca ile San Cristobal arası rotamız;

Rotamız biraz yorucu olacağından ikiye böldük…

3 gece kaldığımız San Cristobal de Las Casas Meksika’da en çok sevdiğimiz şehirlerden biri oldu. Hem şehri çok sevdik hem kaldığımız hostalde çok keyifli anlar yaşayıp yeni dostlar edindik hem de şehrin etrafındaki Maya köylerini ziyaret ederek farklı bir tecrübe edinirken yeni bilgiler öğrendik.

San Cristobal

San Cristobal de Las Casas Nereleri Gezdik

Sumidero Kanyonu

Kanyonu gezmek için botlar Chiapa de Corzo kasabasından kalkıyor. San Cristobal’dan tur almadan bu kasabaya ulaşabilir ve bot turuna katılabilirsiniz. Biz motorlar ile nehir kıyısına kadar indikten sonra hem motorları güvenli bir yere bıraktık hem de bot turu biletlerimizi buradan aldık. Farklı kuş türleri, timsah, maymun gibi birçok hayvana ev sahipliği yapan kanyon yer yer yüksekliği ile de baş döndürüyor.

Sumidero Kanyonu

Sumidero Kanyonundaki timsahlardan bir tanesi

Enfes manzaralar eşliğinde gidiyor ve fotoğraflar çekiyoruz. Tek hoşumuza gitmeyen ise barajın suyu tutması nedeniyle birikmiş olan çeşit çeşit plastik şişelerin fazlalığını görmek oldu. Bu güzelliğin içinde maalesef böyle bir plastik kirliliğe şahit olmak çok üzücü. Kişi başı 190 peso verdiğmiz bu tur ve kanyon kesinlikle görülmeye değer.

Sumidero Kanyonu – Karşıdan gelen botu seçebiliyor musunuz?

Sumidero Kanyonu – Bu doğal güzelliğin içinde çok üzücü bir görüntü…

Ertesi gün de tur alıp Maya köyleri; Zinacantan ve San Juan Chamula’yı ziyaret ettik. Zinacantan ve Chamula köyünde yaşayan Maya halkı eski geleneklerine göre yaşamlarını devam ettiriyor. İki köyün de yerel kıyafetleri farklı ve fotoğraf çekilmesinden hoşlanmıyorlar.  Tur almadan da gidilebiliyor ama bazen protesto ve gösterilerden dolayı köylere giriş kapatılabiliyormuş. Köylere izinle giriliyor ve turla gitmişseniz daha esnekler.

San Juan Chamula ve Zinacantan

Zinacantan köyünde önce bir kiliseyi sonrasında da yün örgü tezgahlarının olduğu bir atölyeyi ziyaret ediyoruz. Tabii ki amaç alışveriş yaptırmak, ayrıca geleneksel yemekler yapılıyor ve tadına bakıyoruz. Küçük bir oda da yine yerel kıyafetleri anlatılıp oraya özgü içkilerinden tattırılıyor, oldukça sert olduğunu belirtelim. İsteyen kıyafetleri deneyip fotoğraf çektiriyor. Erkeklerin giydiği renkli şallara pok’u’ul deniyor. Beyaz, kırmızı ipliklerin yanı sıra mavi, yeşil ve mor gibi koyu renkler ile yapılırlar. Dokuma kadın bluzleri çiçeklerle işlenmiş oldukça renkli duruyor. Kiliseyi ziyaret ettiğimizde de içinde yere ayaklarını vurarak (buraya özgü dans) ibadet eden bir grup vardı. Bu grup gün boyunca bu ritüeli tekrar ediyormuş.

ZinacantanKilisesi

Kilisenin yan tarafında pazar kurulmuştu ve meyve-sebzelerden kendimizi alamadık. Dilimlenerek satılan meyveler enfesti, Meksika pazarları hem ucuz hem de her şey çok taze…

Zinacantan Köy Pazarı ve kadınların geleneksel kıyafetleri

Zinacantan Köyü

Buradan ise gezinin en ilginç deneyimlerinden birine şahit olacağımız San Juan Chamula köyüne geliyoruz. Tzotzil Maya yerlilerinin yaşadığı ve Tzotzil dilinin hâlâ konuşulduğu bir köy. Dolayısıyla bu köyü özel kılan şey; Maya kültürünü yaşatıyor olması.

Meksika’dan bağımsız yaşam kurallarına sahip olan köy halkı, kendi güvenliklerini kendileri sağlıyor. Bu da Meksika polisinin bölgeye giremediği anlamına geliyor. Köyün hem kadınları hem de erkekleri bu köye has giyiniyorlar. Erkeklerin giyindiği siyah koyun postu üstler dikkatimizi çekiyor.

San Juan Chamula Kilisesi

Dışarıda bile fotoğraf çekmenin sıkıntılı olduğu bir Maya köyü burası. Fotoğrafları çekilirse inançlarına göre; ruhlarının kirleneceğini düşünüyorlar. Ne diyelim saygı duyuyoruz. Ama ücret karşılığında çektirmek isterseniz ayrı, çocuklar etrafınızda dört dönüyor, demek ki para ruhu temizliyor 🙂

San Juan Chamula Kilisesi – Meşhur kilise budur…

Neyse San Juan Chamula kilisesine girmeden önce defalarca fotoğraf ve video çekmenin yasak olduğu, yerlilerin bu konuda çok hassas olduğu anlatılıyor. Ayrıca içeride sessiz ve saygılı olmamız için de sıkı sıkı tembihte bulunuyorlar. Buradaki yerel halk Hristiyan olsa da şaman geleneklerini de devam ettiriyor.

Kiliseye girmemizle de hikâye başlıyor.

Kilise içinde diğer Hristiyan kiliselerindeki gibi oturacak banklar yok. Yerlerde ise çam yaprakları, samanlar ve dallar var. İnsanlar onların üstünde bağdaş kurup veya diz çökerek ibadet ediyor. Ama kilisenin sağ ve sol duvarlarında azizlerin resimleri asılı. Azizlerin imajlarının üzerinde asılı duran aynalar, yerel inançlara göre; inananların ruhlarını yansıtıyormuş. İçerisi çiçeklerle donatılmış ve inanılmaz mistik bir hava var. Hemen hemen her yerde mumlar yanıyor.  Şaman törelerinin devam ettiği bir kilise havasında hissediyoruz. 16. yüzyıl evrensel geleneklerini Kolomb öncesi dini inançlarla birleştiren ritüeller gerçekleştiriyorlar.

Yer yer 5-6 kişilik kalabalıklar var. Bu kalabalıklar ise şifa dağıtan bir kişinin etrafında yoğunlaşıyor. Özellikle bizim takip ettiğimiz bir kadın yanındaki kişinin hastalığını iyileştirmek için bir ritüel yapıyordu. Elindeki tavuğu defalarca hasta kadına sürüyor, sonra dua okuyup etrafa üflüyor. Daha sonra da tavuğun boynunu kırarak öldürüyor. Hastalığın tavuğa geçtiğine ve ölerek de artık hastalığın başkasına geçemeyeceğine inanıyorlar. Tam bu esnada çalan telefona hepimiz kulak kabartıyoruz çünkü biliyoruz ki yasak. İyileştirici ritüeli yapan kadın büyük bir rahatlıkla telefonu açıyor, cevap veriyor ve bu esnada tavuk can çekişiyor. Çok mistik gibi gözüken törenin de aslında gerçekliğin dışında olduğunu hissediyoruz. Köyün gizemi ve kilisenin bütün cazibesi bitiyor 🙂 Aslında keyfimiz de kaçıyor gördüklerimizden. Daha fazla içeride duramayıp kendimizi kiliseden dışarı atıyoruz. Eğer San Cristobal’a kadar gelirseniz mutlaka bu köylere de uğramayı unutmayın.

San Cristobal Şehir içi

San Cristobal, Meksika’da gördüğümüz en canlı ve renkli şehirlerden bir tanesi oldu. Sokaklarında dolaşmaktan büyük keyif aldık. Kiliseleri, rengarenk evleri, Arnavut kaldırımlı dar sokakları, birbirinden sevimli kafeleri, el yapımı ürünlerin satıldığı pazarı (Artisan Market) ve canlılığı ile bize iyi geldi. San Cristobal de las Casas, deniz seviyesinden 2200 metre yükseklikte bir vadi içerisinde yer aldığından yazın bile özellikle akşamları serin olabiliyormuş. Biz de yağmurla girdik 🙂 Hava şartları iyi olsa burada rahat bir hafta kalınabilir.

San Cristobal

San Cristobal pazarından… Renkli el sanatları, çantalar, giysiler, battaniyeler, mücevherler ve biblolarla dolu olan bu pazarda birkaç saat çok rahatlıkla geçirilir.

El sanatları pazarının hemen yanında meyve-sebze pazarı da kuruluyor, rengarenk pazarda kendimizi kaybettik. Kilo ile satılmayan ürünler kapların büyüklüğüne göre fiyatlandırılmış.

San Cristobal de las Casas pazarı

Meyze-sebze pazarında en az ürünler kadar kapları da renkli 🙂

Aslında yağmurlu dönemde özellikle Meksika’nın güneyi ve Orta Amerika’yı geçmek çok da doğru bir karar değilmiş. Ancak motosiklet ile Alaska’dan, Güney Amerika’ya yapılan bir yolculukta zaman ve mevsim sorunu dolayısı ile fazla seçenek kalmıyor. Bizim 1 yıla yaydığımız yolu eğer 2 yıla çıkarabilirseniz kesinlikle Meksika ve Orta Amerika’yı yağmursuz sezonda geçip daha fazla zaman ayırmak lazım.

San Cristobal sokaklarında Tango, her zaman hareketli…

Guadalupe Kilisesi şehrin tepelerinden birine yapılmış ve dik bir merdiven (80 basamak) ile çıkılıyor. Eğer kiliseye kadar çıkarsanız çok güzel bir San Cristobal manzarası sizi bekliyor olacak. Biz de elbette çıkıp manzaranın tadını çıkardık. (2017 yılındaki depremde maalesef hasar almış ve tekrar restore edilmiş.)

Pejman bizi, biz Pejman’ı yakaladık…

Guadalupe Kilisesinden manzara…

Chiflon Şelalesi ve Göller Bölgesi

Biz gitmedik ancak hava iyiyse fırsatı değerlendirip görmek lazım.

Tonina Antik Şehri

Yol şartları dolayısı ile bu antik şehri atladık. Palenque yolu üzerinde yer alıyor.

Bölge organik kakaoları ile de ünlü, gelmişken denememezlik etmeyin… Bir de müzesi var, Kakaw Müzesi‘nin çikolata kokulu alt katındaki kafede deneyebilirsiniz. Müzenin giriş ücreti; 30 Pesos.

Jade Müzesi‘nde, Mayaların yeşimden eski zamanlarda nasıl çalıştığını (çelikten daha zordur) görmek ilginç gelebilir. Ayrıca Palenque Harabeleri Pacal Türbesi’nde keşfedilen yeşim maskelerinin kopyalarını görebilirsiniz. Vaktiniz varsa gezilebilir, giriş ücreti; 35 Pesos.

Turlar ve fiyatları hakkında da bu bilgiyi paylaşalım…

San Cristobal de Las Casas Nerede Kaldık

3 gece Rossco Backpacker Hostal’de kaldık. Banyolu odaya gecesi 450 pesodan 2 gece ve motosikletli gezginler için yapılan indirimden faydalanarak ilk gece de 250 peso vermişiz. Bu fiyatlar 2 kişilik ve Ekim 2016’ya aittir.

Rossco Backpacker Hostal – Keyifli zaman geçirdiğimiz yerlerden bir tanesi oldu

Çok keyif aldığımız hostelde, yine Sevgili Pejman ile de beraberdik. Ayrıca bizim gibi Güney Amerika’ya doğru motosikletleriyle seyahat eden bir çift ile de tanıştık. Lise, Linus ve Pejman ile beraber güzel vakit geçirdiğimiz San Cristobal unutulmazların arasında yerini aldı.

Rossco Backpacker Hostal

10 Ekim sabahı Palenque’ye doğru zorlu bir yola çıkıyoruz. Zapatista bölgesi olduğu için Elçiliğimizden en çok dikkatli olmamızı istediği virajlı ve dağlık 199 nolu yolu geçeceğiz. Yolumuzun üstünde yer alan Agua Azul şelalerine de uğrayacağız.

Meksika hakkında paylaştığımız gözlemlerimizi okumak için tık tık

Keyifli Geziler!

Ayfer & Onur Öznar

Faceboook : AyferOnur Seyahatnamesi

Instagram : AyferOnur Seyahatnamesi

Youtube: AyferOnur Seyahatnamesi

       

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir